Ara 9 2011

vahşete çağrı…

“Çocukların masumiyetine tekrar inanmam için Rus klasikleri okumam lazım.”

dedi. Kitabı okudu ama filmi izlemeyeceğini söyledi. Ben kitaba henüz fırsat bulamadım, bu akşam filmini izledim: Lord of The Flies (Sineklerin Tanrısı). Peter Brook’un çektiği, çekim yılı 1963 olan film…

Şu, düz okumasıyla bir grup çocuğun ıssız bir adadaki macerasına açılan; politik okumasıyla, II.Dünya Savaşı’nda güçler kavgasına yenik düşen insanlığın durumuna kafa yorduran; alegorik okumasıyla, insanın doğasındaki vahşete açılan kavramların simgelerle somutlaştırılmasına örnek oluşturan William Golding imzalı romandan uyarlama…

Okumaya değer hanesine düşsün kitabı…


Ara 8 2011

güne not

MSN’in ana sayfasında “30” olmadan yapılacak “40” şey sıralanmış. Önerilerden biri:

“Interrail’e çıkın, trenle Avrupa’yı ziyaret edin.”

Güzel geldi birden… Güzel ve romantik! Şöyle, trenin geniş penceresine kafayı dayayıp – bu sözcük romantizmi bozdu gibi- sadece ıssız ovalardan geçmek ve geçerken beyni yoran tüm işlerden mesela bir haftalığına azade olmak gibi bir hayale dalmak! Çok mudur?

(Henüz 40.sayfasına gelinmiş Umberto Eco imzalı Prag Mezarlığı romanına bakarak böyle bir hayal kurmak da cabası! Kitabın davet etmediği macera da yok gibi sanki!)


Ara 1 2011

troya (anadolu ateşi)

Geleneksel halk danslarının “modernize” edilerek kalabalık kadroların görkemiyle sahneye taşındığı ilk etkili sunumları Kültür Bakanlığı bünyesindeki Modern Halk Dansları Topluluğu’ndan izlemiştim. Ses getiren uygulamalardı. Bizim KTÜ Halk Dansları Topluluğu’nun benzer sahnelemeleri de çok alkış alırdı. (Benim gibi dansa çoook uzak birinin bile, bir dönem bir halk dansları çalışması içinde yer almış olması için o kadar da etkilenmiş olması gerekirdi.)

devam


Kas 25 2011

midnight in paris

“Bu şehri 1920’lerde hayal etsene! 1920’lerde Paris! Yağmurda sanatçılar ve yazarlar…”

Deniz Hoca’nın öğrencilere izletmeye değer gördüğü bir filme karar verme işi ile tembelliği harmanlayıp filmi  seyre koyuldum. Kararımı baştan yazıyorum: Tamamdır hocam, izletelim. :)

Film: Midnight in Paris (Yönetmen: Woody Allen, 2011, fantastik-romantik komedi)

 Filmden bir sahne: Gil Pender, Ernest Hemingway ve Gertrude Stein

devam


Kas 24 2011

güne not

Bu “öğretmenler günü”nde ben, kendime dair bir not olsun diye bir iki satırcık mızmızlanmak istiyorum (Emekli olup hüzünleneceğim zamanlarda dönüp okuyup “İyi ki emekli olmuşum!” demek için bahane niyetine!).Okuluyla ve öğrencileriyle herhangi bir sorunu olmayan ama iş yoğunluğundan ötürü bu aralar kendisini fazlaca giriş-çıkış kayıtlarını almakla sorumlu “depo görevlisi” modunda hisseden biri olarak –annem beni öğretmen ve zümre başkanı olarak biliyor- haftalık rutinimdir: devam


Kas 24 2011

“içimizden biri atatürk”

Dün İlknur Güntürkün Kalıpçı konuğumuzdu. Tanıdığımız “devlet adamı” ve “komutan” Atatürk dışında, bizi başka Atatürk portreleriyle tanıştıracağını söyledi ve hiç düşmeyen bir tempoda anektodlarla zenginleştirdiği bir sunumla müthiş bir başarı portresi çizdi. devam