<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="WordPress/2.9.1" -->
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>Elifin Günlüğü</title>
	<link>http://elifingunlugu.net</link>
	<description>hayatın ve kitapların öğrettiği...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Mar 2010 16:56:51 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>
	
	<item>
		<title>&#8220;anafartalar kumandanı mustafa kemal ile mülâkat&#8221;</title>
		<description><![CDATA[“Bütün Fransız mecmua ve gazeteleri, Çanakkale&#8217;de döğüşmüş zabitlerin, kumandanların, oraya uğramış muharrirlerin ve gazetecilerin hatıralarını, makalelerini yazdılar. Halbuki şimdiye kadar biz henüz bir şey yapamadık.”(Ruşen Eşref)
Türk Edebiyatı’nı röportaj türüyle tanıştıran Ruşen Eşref Ünaydın, Türk kamuoyunu da Mustafa Kemal&#8217;le tanıştırmıştır. Çanakkale Savaşı dolayısıyla Mustafa Kemal’le görüşmüştür. Bu da bir ilktir; çünkü Mustafa Kemal’le yapılmış ilk röportajdır. [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/anafartalar-kumandani-mustafa-kemal-ile-mulakat/</link>
			</item>
	<item>
		<title>&#231;anakkale mektupları</title>
		<description><![CDATA[18 Mart Şehitler Günü ile ilgili program vardı son ders saatinde. Konuşmacı olarak ODTÜ Havacılık Tarihi öğretim görevlisi Bülent Yılmazer konuğumuzdu. Çanakkale hava savaşları hakkında bilgiler verdi. Öncesinde de öğrencilerimizin cepheden gönderilmiş asker mektupları çevresinde sergiledikleri kısa ama anlamlı bir mizanseni yer aldı. Güzeldi.
Not:Birisi Bülent Yılmazer’e, üniversite öğrencileri ile lise öğrencileri arasındaki iflah olmaz farkı [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/anakkale-mektuplari/</link>
			</item>
	<item>
		<title>sessizlik&#8230;</title>
		<description><![CDATA[“Sonra ben onun sessizliğini dinlemeyi öğrendim. Sessizliğiyle konuşmayı öğrendim.”

Tutanak notlarını tamamlamaya çalışırken, televizyondan kulağıma çalınan iki tümce… Yaprak Dökümü dizisinden… Ne güzel! Keşke susuşlardaki erdem fark edilebilse… Susuşların içinde saklı sözcüklerin derinliği keşfedilebilse… Ya da… Keşke… Öyle işte:)
Antakya’daki arkadaşlardan biri bu satırları okusaydı aynen şöyle derdi:
&#160;“Yine sayfaları çevirdin; kimbilir kaç sayfa atladın.”
Not: Bu arada, o [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/sessizlik/</link>
			</item>
	<item>
		<title>duygunun sözcükleri</title>
		<description><![CDATA[Ece Temelkuran’ın Muz Sesleri’nde insanlık hallerinin dildeki yansımalarına güzel örnekler vardı. Bir durumun ifadesinde, dilden seçilen ögelerin tesadüf olmadığını kavratmaya dönük bir ders için, kitaptan kullanacağım örneklerden biri “yılan” üzerinden bir duygu durumunu anlatıyor. Mesela, huzursuz, tedirgin, bir an önce bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyen ve karşısındaki kişinin tavrından hazzetmeyen birinin duygu durumu “yılan” metaforuyla verilmek [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/duygunun-sozcukleri/</link>
			</item>
	<item>
		<title>zamana d&#252;ş&#252;len kayıtlardan biri&#8230;</title>
		<description><![CDATA[“Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı”(Ahmet Telli)
Ekranda, Huysuz Virjin belgeseli (“Tek Başına”, Habertürk)… Okulun gazetesi için “günce”leri tararken kulağıma bir sözü çalındı ve tabii, günce, gazete, zaman kavramları bir anda yok oldu… Çünkü, Huysuz Virjin, çocukluğunun, Trabzon’da Yenicuma Mahallesi’nde taşlıklı güzel bir evde geçtiğini söyledi. Epeyce bir yaş farkı olmasaydı, çocukluk arkadaşlarım [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/yenicuma-camii/</link>
			</item>
	<item>
		<title>yazmasam&#8230;.</title>
		<description><![CDATA[Ara Güler’in ünlü Sait Faik fotoğrafını Google’da ararken yazmayı kafama koymuştum. “Haritada Bir Nokta” öyküsünde geçen bir tümcenin net ortamındaki bilgi kirliliğinden nasıl nasiplendiğini fark etmiştim çünkü… Sahi, Sait Faik, yazmasa ne oluyordu?

 

“Yazmasam çıldıracaktım.”
“Yazmasaydım çıldıracaktım.”
“Yazmasaydım çıldırabilirdim”
“Yazmasam deli olurdum.”
“Yazmasam deli olacaktım.””
“Yazmasam ölürdüm.”
En hoşu da doğrusunu belirtmek için yazılan tümcelerde saklı:)
“Sait faik&#8216;e ait sözdür. doğrusu ‘yazmasam deli [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/yazmasam/</link>
			</item>
	<item>
		<title>yapı kredi’nin doğum günü sürprizi</title>
		<description><![CDATA[Yok, mail kutularının bildik özel günlere özgü bildik kalıplarının doğum günü seçkisi olmayacak bu&#8230;
Yapı Kredi Bankası’nın doğum günü kartlarındaki dilekler bildik; ama, düzenlemesi güzel&#8230;Teşekkürüm de bu maili tuşlayan parmaklara olsun; yoksa o da mı otomatiğe bağlı ve  dilekler binlerce insana gönderilenler kadar mı özel? :) Olsun&#8230; Sözü özelleştirmeyi başaracak olan da muhatabıdır sonuçta&#8230;







]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/yapi-kredinin-dogum-gunu-surprizi/</link>
			</item>
	<item>
		<title>hayatın naif yüzü</title>
		<description><![CDATA[“Meclis-i erbâb-ı dil bir lahza sensiz olmasın
Hürmetin inkâr eden alemde hürmet bulmasın”(Nef’î)
Yaşta yol aldıkça bazı sevinçler anlamını yitiriyor sanıyorsunuz; ama ille de “var böyle bir sevinç” vurgusu yapan bir beyit, bir kart, bir kitap vs. telefonda ulaşan bir ses, hatta yepyeni bir telefonla karşınıza çıkılınca, tüm yaşlarınız geriye gidebiliyor…

Yazın balonla Ürgüp semalarında dolaştığımız, bu öğretim yılında [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/hayatin-naif-yuzu/</link>
			</item>
	<item>
		<title>&#231;entik&#8230;</title>
		<description><![CDATA[“Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.” (Can Yücel)
Eh, yeni yaşın eşiğinde, unutmamalı o zaman…
]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/centik/</link>
			</item>
	<item>
		<title>çok güzel hareketler bunlar (bkm mutfak)</title>
		<description><![CDATA[Anatolia Gösteri Merkezi’nde (uzun ya da değişmiş adı, Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi imiş) Çok Güzel Hareketler Bunlar’ı izledik.
Skeçler arasındaki sözlü ve müzikli geçişler, tv’den bilinen yapısıyla sahnede de korunmuş. İki skeçi daha bir ilgiyle izledim: Birinde, “Kontrolsüz teknoloji”nin hayatın kaydını tutup, hayatınızın sonrasını nasıl kaydırabileceğini görüyorsunuz; diğerinde, gıda ile birlikte asla çökmeyeceği vurgulanan “ölüm sektörü”ne [...]]]></description>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/cok-guzel-hareketler-bunlar/</link>
			</item>
</channel>
</rss>
