<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Elifin Günlüğü</title>
	<atom:link href="http://elifingunlugu.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://elifingunlugu.net</link>
	<description>hayatın ve kitapların öğrettiği...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Mar 2010 22:48:50 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>zamana d&#252;ş&#252;len kayıtlardan biri&#8230;</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/yenicuma-camii/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/yenicuma-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 09:52:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> "Haritada bir nokta"]]></category>
		<category><![CDATA[Derkenar...]]></category>
		<category><![CDATA[Huysuz Virjin]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Başına belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[Yenicuma Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Yenicuma Mahallesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/zamana-dslen-kayitlardan-biri/</guid>
		<description><![CDATA[“Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı”(Ahmet Telli)
Ekranda, Huysuz Virjin belgeseli (“Tek Başına”, Habertürk)… Okulun gazetesi için “günce”leri tararken kulağıma bir sözü çalındı ve tabii, günce, gazete, zaman kavramları bir anda yok oldu… Çünkü, Huysuz Virjin, çocukluğunun, Trabzon’da Yenicuma Mahallesi’nde taşlıklı güzel bir evde geçtiğini söyledi. Epeyce bir yaş farkı olmasaydı, çocukluk arkadaşlarım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç<br />
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı”(Ahmet Telli)</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Ekranda, <strong>Huysuz Virjin</strong> belgeseli (“Tek Başına”, Habertürk)… Okulun gazetesi için “günce”leri tararken kulağıma bir sözü çalındı ve tabii, günce, gazete, zaman kavramları bir anda yok oldu… Çünkü, Huysuz Virjin, çocukluğunun, Trabzon’da <strong>Yenicuma Mahallesi’</strong>nde taşlıklı güzel bir evde geçtiğini söyledi. Epeyce bir yaş farkı olmasaydı, çocukluk arkadaşlarım arasında o da var mıydı diye düşünürdüm… :)<span id="more-2485"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yenicuma, benim büyüdüğüm mahalle… Adını, Fatih’in 1461’de Trabzon’u fethedişinden sonra camiye çevrilen kilisenin bulunduğu mekandan alıyor. Avlusunda koşturmuşluğum, içinde “kuran kursu”na gitmişliğim var. Yanlış mı hatırlıyorum diye şimdi baktım; cami ile ilgili olarak Trabzon Valiliği’nin sitesinde <a href="http://www.trabzon.gov.tr/?page_id=290" target="_blank"><strong>şu bilgiler</strong></a>i<strong> </strong>gördüm. Hem de böylece, çocukluğumun Yenicuma Camii’nin kilise iken adının <strong>Haghios Eugenius </strong> olduğunu ve “Trabzon’un kurtarıcı ve koruyucu azizi Eugenios”den geldiğini öğrenmiş oldum.</p>
<p style="text-align: justify;">Trabzon ve Antakya&#8217;nın hayatıma kattığı ortak değer; kültürlerin, inançların, hayata bakışların ortak paydalarına dönük algımdır&#8230; Empati iyidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Yaşamın Kıyısında filmi için buraya <strong><a href="http://elifingunlugu.net/2008/11/yasamin-kiyisinda/" target="_blank">notlar düştüğümde</a></strong>, <em>“Trabzon, sana dair yazmak sonraya.”</em> demişim… Evet, sonraya… Yaşlandıkça belleğin en çok hatırlayacağı şehir ne de olsa orası…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/yenicuma-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yazmasam&#8230;.</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/yazmasam/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/yazmasam/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 08:03:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> Hayatın masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve kitaplar...]]></category>
		<category><![CDATA["Haritada Bir Nokta"]]></category>
		<category><![CDATA["Yazmasam deli olacaktım"]]></category>
		<category><![CDATA[Ara Güler]]></category>
		<category><![CDATA[Sait Faik Abasıyanık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/yazmasam/</guid>
		<description><![CDATA[Ara Güler’in ünlü Sait Faik fotoğrafını Google’da ararken yazmayı kafama koymuştum. “Haritada Bir Nokta” öyküsünde geçen bir tümcenin net ortamındaki bilgi kirliliğinden nasıl nasiplendiğini fark etmiştim çünkü… Sahi, Sait Faik, yazmasa ne oluyordu?

 

“Yazmasam çıldıracaktım.”
“Yazmasaydım çıldıracaktım.”
“Yazmasaydım çıldırabilirdim”
“Yazmasam deli olurdum.”
“Yazmasam deli olacaktım.””
“Yazmasam ölürdüm.”
En hoşu da doğrusunu belirtmek için yazılan tümcelerde saklı:)
“Sait faik&#8216;e ait sözdür. doğrusu ‘yazmasam deli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Ara Güler</strong>’in ünlü <strong>Sait Faik </strong>fotoğrafını Google’da ararken yazmayı kafama koymuştum. “Haritada Bir Nokta” öyküsünde geçen bir tümcenin net ortamındaki bilgi kirliliğinden nasıl nasiplendiğini fark etmiştim çünkü… Sahi, Sait Faik, yazmasa ne oluyordu?</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="display: block;" src="http://farm3.static.flickr.com/2697/4430844085_1aca7fa3f5_o.jpg" alt="Sait Faik" width="241" height="316" /></p>
<p><em> </em></p>
<p><span id="more-2472"></span></p>
<p><em>“Yazmasam çıldıracaktım.”</em></p>
<p><em>“Yazmasaydım çıldıracaktım.”</em></p>
<p><em>“Yazmasaydım çıldırabilirdim”</em></p>
<p><em>“Yazmasam deli olurdum.”</em></p>
<p><em>“Yazmasam deli olacaktım.””</em></p>
<p><em>“Yazmasam ölürdüm.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">En hoşu da doğrusunu belirtmek için yazılan tümcelerde saklı:)</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“S</em><em>ait faik</em><em>&#8216;e ait sözdür. doğrusu ‘</em><em>yazmasam deli olacaktım</em><em>’ öbeğidir.” </em>(<strong>İTÜ Sözlük</strong>)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ekşi Sözlük</strong>&#8216;te<em> “Sözün aslı ise &#8220;yazmasam çıldıracaktım&#8221;dır.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">tümcesi ile, aslında doğrusu kendisinden birkaç “entry” önce kaydedilmiş şu metin arasında sadece sekiz dokuz tümce var:</p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p>“Söz vermiştim kendi kendime:Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada, namuslu insanların arasında sakin, ölümü bekleyecektim;hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kağıt aldım.Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım. Kalemi yontuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım&#8230;”(Haritada Bir Nokta)</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ayşe Böhürler</strong>’in <strong>Yazmasam Ölürdüm</strong> kitabının <a href="http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=20603&amp;y=FatmaKBarbarosoglu" target="_blank">tanıtım yazısında</a> <strong>Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’</strong>nu referans alsaydım –ki birikiminden ötürü alırdım- da hata yapmış olurdum demek ki:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>&#8220;‘Yazmasam ölürdüm’ ifadesi Sait Faik&#8217;in, Haritada bir Nokta isimli hikayesinde yer alıyor.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Ana düşünce: Kitap okumak her zaman iyidir. Google amcamın kafasını karıştıranlar sanıldığından fazla olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/yazmasam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yapı kredi’nin doğum günü sürprizi</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/yapi-kredinin-dogum-gunu-surprizi/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/yapi-kredinin-dogum-gunu-surprizi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 09:34:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> "Yaşadıklarımdan öğrendiğim"]]></category>
		<category><![CDATA[Derkenar...]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum günü mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Bankası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/yapi-kredinin-dogum-gunu-surprizi/</guid>
		<description><![CDATA[Yok, mail kutularının bildik özel günlere özgü bildik kalıplarının doğum günü seçkisi olmayacak bu&#8230;
Yapı Kredi Bankası’nın doğum günü kartlarındaki dilekler bildik; ama, düzenlemesi güzel&#8230;Teşekkürüm de bu maili tuşlayan parmaklara olsun; yoksa o da mı otomatiğe bağlı ve  dilekler binlerce insana gönderilenler kadar mı özel? :) Olsun&#8230; Sözü özelleştirmeyi başaracak olan da muhatabıdır sonuçta&#8230;







]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yok, mail kutularının bildik özel günlere özgü bildik kalıplarının doğum günü seçkisi olmayacak bu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yapı Kredi Bankası</strong>’nın doğum günü kartlarındaki dilekler bildik; ama, düzenlemesi güzel&#8230;Teşekkürüm de bu maili tuşlayan parmaklara olsun; yoksa o da mı otomatiğe bağlı ve  dilekler binlerce insana gönderilenler kadar mı özel? :) Olsun&#8230; Sözü özelleştirmeyi başaracak olan da muhatabıdır sonuçta&#8230;<span id="more-2464"></span></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img class="aligncenter" src="http://www.yapikredi.com.tr/www/mail/kampanya/3027-1/images/animation.gif" alt="" width="289" height="331" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/yapi-kredinin-dogum-gunu-surprizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>hayatın naif yüzü</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/hayatin-naif-yuzu/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/hayatin-naif-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 20:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> "Yaşadıklarımdan öğrendiğim"]]></category>
		<category><![CDATA[Derkenar...]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Show]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/hayatin-naif-yuzu/</guid>
		<description><![CDATA[“Meclis-i erbâb-ı dil bir lahza sensiz olmasın
Hürmetin inkâr eden alemde hürmet bulmasın”(Nef’î)
Yaşta yol aldıkça bazı sevinçler anlamını yitiriyor sanıyorsunuz; ama ille de “var böyle bir sevinç” vurgusu yapan bir beyit, bir kart, bir kitap vs. telefonda ulaşan bir ses, hatta yepyeni bir telefonla karşınıza çıkılınca, tüm yaşlarınız geriye gidebiliyor…

Yazın balonla Ürgüp semalarında dolaştığımız, bu öğretim yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Meclis-i erbâb-ı dil bir lahza sensiz olmasın<br />
Hürmetin inkâr eden alemde hürmet bulmasın”(Nef’î)</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Yaşta yol aldıkça bazı sevinçler anlamını yitiriyor sanıyorsunuz; ama ille de <em>“var böyle bir sevinç”</em> vurgusu yapan bir beyit, bir kart, bir kitap vs. telefonda ulaşan bir ses, hatta yepyeni bir telefonla karşınıza çıkılınca, tüm yaşlarınız geriye gidebiliyor…</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="display: block;" src="http://farm3.static.flickr.com/2678/4427353343_ff71923dd1_o.jpg" alt="dogum gunu1 - Kopya" width="232" height="337" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-2422"></span>Yazın <a href="http://elifingunlugu.net/2009/07/kapadokya%e2%80%99da-bir-balon-turu/" target="_blank"><strong>balonla Ürgüp semalarında</strong></a> dolaştığımız, bu öğretim yılında da ortak bir projenin heyecanını paylaştığımız  iki arkadaşım bir kart hazırlamış bana. <em>“Bunu tarayıp blog’a alırım”</em> dedim, izin verdiler:) Sayfalardan birini içinde “blog” geçtiği için seçtim. Elifin Günlüğü’nü severek okuduklarını biliyorum ama iki çarpı da az değil mi? :) Teşekkürüm en içteninden olsun…. (Sorulu sayfayı ayrı bir blog girdisi olarak yazıp yanıtlayacağım, söz…)</p>
<p style="text-align: justify;">Bir sayfa daha seçip bırakayım; çünkü, hepsi birden şımarıklık göstergesi sayılabilecek kadar güzel… Zümrenin nescafe&#8217;ci ve sınıf dışında en sessiz öğretmeni sıfatıyla payıma düşendir:</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter" style="display: block;" src="http://farm5.static.flickr.com/4054/4428078648_c4cc33f8f6_o.jpg" alt="dogum gunu1" width="262" height="375" />Aynı yıl, aynı süreçten geçerek göreve başladığımız ve <em>“bu da geçer yahu” </em>ortak duygusunda buluştuğumuz ehl-i gönül arkadaşımın <strong>Nef’î</strong>’den seçtiği beyit için ne diyebilirim ki… Beyit yukarda söylüyor zaten…</p>
<p style="text-align: justify;">Not:Bir büyük olarak kendinize dönük bir  doğum günü algısının çok dışında olduğunuz için, yeğenleriniz, <em>“doğum günü pastası yemedik” </em>deyince kendinize geliyorsunuz da geç kalmış oluyorsunuz, ne yazık ki…</p>
<p style="text-align: justify;">Ekranda <strong>Beyaz Show</strong> ve <strong>Beyaz</strong>’ın doğum günü pastası… Aynı günün çocuklarıymışız demek ki…</p>
<p>Ve tabii İstiklal Marşı ve  12 Mart Muhtırası…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/hayatin-naif-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#231;entik&#8230;</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/centik/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/centik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 22:07:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> "Yaşadıklarımdan öğrendiğim"]]></category>
		<category><![CDATA[Derkenar...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/entik/</guid>
		<description><![CDATA[“Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.” (Can Yücel)
Eh, yeni yaşın eşiğinde, unutmamalı o zaman…
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın<br />
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.<br />
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın<br />
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.” (Can Yücel)</p></blockquote>
<p>Eh, yeni yaşın eşiğinde, unutmamalı o zaman…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/centik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>çok güzel hareketler bunlar (bkm mutfak)</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/cok-guzel-hareketler-bunlar/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/cok-guzel-hareketler-bunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:39:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[BKM Mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Güzel Hareketler Bunlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/cok-guzel-hareketler-bunlar/</guid>
		<description><![CDATA[Anatolia Gösteri Merkezi’nde (uzun ya da değişmiş adı, Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi imiş) Çok Güzel Hareketler Bunlar’ı izledik.
Skeçler arasındaki sözlü ve müzikli geçişler, tv’den bilinen yapısıyla sahnede de korunmuş. İki skeçi daha bir ilgiyle izledim: Birinde, “Kontrolsüz teknoloji”nin hayatın kaydını tutup, hayatınızın sonrasını nasıl kaydırabileceğini görüyorsunuz; diğerinde, gıda ile birlikte asla çökmeyeceği vurgulanan “ölüm sektörü”ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Anatolia Gösteri Merkezi’</strong>nde (uzun ya da değişmiş adı, <strong>Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi</strong> imiş) <strong>Çok Güzel Hareketler Bunlar’</strong>ı izledik.</p>
<p style="text-align: justify;">Skeçler arasındaki sözlü ve müzikli geçişler, tv’den bilinen yapısıyla sahnede de korunmuş. İki skeçi daha bir ilgiyle izledim: Birinde, “Kontrolsüz teknoloji”nin hayatın kaydını tutup, hayatınızın sonrasını nasıl kaydırabileceğini görüyorsunuz;<span id="more-2411"></span> diğerinde, gıda ile birlikte asla çökmeyeceği vurgulanan “ölüm sektörü”ne mensup mezarcının pragmatist dünyasında, potansiyel getirisi olan bir nesneden öte bir değer taşımadığınızı…</p>
<p style="text-align: justify;">Daha önce <strong>Artiz Mektebi</strong> dolayısıyla yazmıştım. Ben espriyi biraz daha derinden söyleyen, öyle kocaman puntolarla bağırmayan haliyle daha çok seviyorum. Genelde geniş kitlelere seslenen oyunlarda, bu pek revaçta olmuyor. Kendim için bir tercih yapsaydım, izlemeyebilirdim; amaç, ÖSS bebesinin stres atmasından ibaretti… Galiba işlevini yerine getirdi; öyleyse değdi…</p>
<p><strong>EK:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Oyun başlangıcında gösterilen fragmanla ve arada sunucunun bir hatırlatmasıyla, ekibin <strong>Çok Film Hareketler Bunlar</strong> adıyla çekilen filmi tanıtılmıştı. Filme ilişkin bir “sosyal medya” uygulamasına dönük eleştiri dikkatimi çekti. <strong><a href="http://www.simtoalev.com/cok-sosyal-hareketler-bunlar/" target="_blank">Şurada</a></strong>…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/cok-guzel-hareketler-bunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>st.petersburg m&#252;zesi balmumu heykel sergisi</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/st-petersburg-mzesi-balmumu-heykel-sergisi/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/st-petersburg-mzesi-balmumu-heykel-sergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 15:38:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> Taşın,rengin,çizginin dili]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne ışıkları...]]></category>
		<category><![CDATA[Antares]]></category>
		<category><![CDATA[St.Petersburg Müzesi Balmumu Heykel Sergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/st-petersburg-mzesi-balmumu-heykel-sergisi/</guid>
		<description><![CDATA[Antares’te duvarları siyah örtülerle kaplanmış, sadece balmumu heykellerin ışıklandırıldığı karanlıkça bir ortamda, yaklaşık yarım saat süren bir tanıtım eşliğinde… Zaman donmuş gibi ve sanki birazdan akacak; Napolyon, ayaklarını uzattığı yerden doğrulacak; Şeyh Şamil, kitleleri önüne katacak; Lenin, şimdi konuşmaya başlayacak; Elvis Presley, şarkı söyleyecek; Atatürk, eşi Latife Hanım’la yürüyüşe çıkacak; Yunus Emre ile Fuzûlî farklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Antares’</strong>te duvarları siyah örtülerle kaplanmış, sadece balmumu heykellerin ışıklandırıldığı karanlıkça bir ortamda, yaklaşık yarım saat süren bir tanıtım eşliğinde… Zaman donmuş gibi ve sanki birazdan akacak; <strong>Napolyon</strong>, ayaklarını uzattığı yerden doğrulacak; <strong>Şeyh Şamil</strong>, kitleleri önüne katacak; <strong>Lenin</strong>, şimdi konuşmaya başlayacak; <strong>Elvis Presley</strong>, şarkı söyleyecek; <strong>Atatürk</strong>, eşi <strong>Latife Hanım</strong>’la yürüyüşe çıkacak; <strong>Yunus Emre </strong>ile <strong>Fuzûlî</strong> farklı yüzyıllardan gelip aynı şiir ırmağında yıkanacak….<span id="more-2404"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="display: block;" src="http://farm5.static.flickr.com/4016/4416605465_8655274224_o.jpg" alt="st.petersburg balmumu" width="221" height="318" /></p>
<p> Tanıtım bilgilerini, broşürden aynen aktarıyorum:</p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p>“900’lü yıllardan 2000&#8242;li yıllara kadar tarihte önemli izler bırakan kişilerin heykellerinden oluşan sergi, ziyaretçilere hem eğlenceli hem de öğretici bir etkinlik deneyimi yaşatıyor.</p></blockquote>
<blockquote style="text-align: justify;"><p>Sergide; Atatürk&#8217;ün 1935yılındaTBMM&#8217;de kürsüdeki konuşma sırasında duruşu, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim, Latife Hanım, Mimar Sinan, Yunus Emre, İbn-i Sina, Farabi, Fuzuli, Cengizhan,Timurlenk, Atilla, Alparslan, Kont Kaliostra, Sati Kazanova, Baron Munchausen, I Katarina, I Peter, II Katerina, Çar II Aleksandr, 15. Louis, Markiza de Pompadour, Lenin, Karl Marks, Gorbaçov, Boris Yeltsin, Brejnev, Elvis Presley, Dostoyevski,Terminator-3&#8242;teki haliyle Arnold Schwarzenegger, Şeyh Şamil, Beatles Grubu üyeleri, Farabi, Napolyon, Leonardo da Vinci, &#8220;Korkunç Ivan&#8221; ve &#8220;Deli Petro&#8221; diye bilinen Rus Çarları, Hürrem Sultan, gerçekte erkek olduğu halde hayatının son 35 yılını kadın kıyafetleri ile geçiren Fransız ajanı D&#8217;eon, Osman Gazi, Kemal Sunal ve Levent Kırca gibi ünlü kişilere ait heykeller yer alıyor.</p>
<p>Sergi, Hitler&#8217;in balmumu heykelini, Stalin&#8217;in balmumu heykeliyle buluşturması açısından da ilk olma özelliği taşıyor.</p>
<p>Sergide ilk olma özelliği taşıyan bir başka nokta ise dünyada ilk kez, kişiye özel kalıp çıkarılıp balmumundan el ve ayak heykellerinin yapılabilmesi. Ayrıca malzemesi polyesterden yapılan kişiye özel el heykellerinden abajur da yapılabiliyor.”</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Tanıtımı yapan genç kızın sunumu ilgimi çekti ama olması gereken, örnek bir performans olarak değil… Çok ciddiydi, sunduğu bilgiye hakimdi ve hatta arada bir benim dayanamayıp, onu gülümsetmeye dönük tek tük tümcelerime de gülümsedi… Buraya kadar iyi… Kötü olan şu ki bence o da yapmamalı: Her heykelin başına geçtiği anda, o heykelin temsil ettiği kişi hakkında tarihten sözlüye kalkmış bir öğrenci ciddiyetine bürünüyor; tek düze ve hiç teklemeden anlatıyor ve çok duygusuz, kimliksiz bir sunum yapıyor. Marks’ı anlatırken de, Kemal Sunal’ı anlatırken de, “geyik muhabbeti”nin çıkış öyküsünü anlatırken de ses, tonlama, duruş, jest, mimik hiç değişmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilmem ki, belki bu da bir başarıdır; belki hep aynı şeyleri anlatmanın getirdiği mekanikliktir. Ama öyle olsa, öğretmenlerin işi ne zor olurdu. Ola ki bir gün yolu bu sayfaya düşerse, ona önerim, güzel yüzüne gülümsemenin çok yakışacağıdır ve strateji değiştirerek, konuklarının verdiği ipuçlarını değerlendirerek yeni anlatım yolları denemesidir. Mesla, biz iki kişiydik, ilkokul öğrencisi yeğenim ve ben… Yalancı Baron’un öyküsü, yeğenime göre de anlatılabilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Girişin hemen yanında, duvar dibine çömelmiş bir elektrikçi vardı. Onca tanıdık ismin arasında, bir de çalışan sıradan insanların örneği olarak düşünülmüş diye içimden geçirmiştim. Değilmiş. Aslında, heykeller daha geniş salonlarda sergilendiğinde, o elektrikçi vatandaş heykeli, diğerlerinden daha uzakta bir yere konumlandırılıyormuş. Çok da sahici durduğu için, birçok insan, ona yer sorabiliyor, kolaylık dileyebiliyormuş :)</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara’da olup da yolu bir şekilde Etlik’e düşenlere, Antares AVM’deki bu sergiyi öneririm.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Not: Birgül Hanım&#8217;ın yorumundaki linke tıkladım ve sergiye ait güzel fotoğraflar gördüm. Bir de çok şirin bir bebekle karşılaştım, &#8220;kelebek olma yolunda bir kurtçuk&#8221;muş:)</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Fotoğraflar ş<strong><a href="http://findikkurdubetul.blogspot.com/2010/03/kulturume-kultur-kattm.html" target="_blank">urada</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/st-petersburg-mzesi-balmumu-heykel-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iyi ki doğdu(n)&#8230;</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/iyi-ki-dogdun/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/iyi-ki-dogdun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 21:37:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> "Yaşadıklarımdan öğrendiğim"]]></category>
		<category><![CDATA[Derkenar...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/iyi-ki-dogdun/</guid>
		<description><![CDATA[8 Mart’ın bendeki öncelikli karşılığı, bitanecik kızımın doğum günü olmasıdır. O, bu blogda daha çok “ÖSS bebesi” olarak yer aldı. Bir günlüğüne de “doğum günü bebesi” oluversin, artık… (Aramızdaki anlaşma gereği, kendisini,  beş yaşından sonraki haliyle Elifin Günlüğü’ne konu etmem yasak:) Özel hayat diye “bişi” varmış. Olsun… Ben doğduğu andan başlayarak adına tuttuğumuz defterleri karıştımayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">8 Mart’ın bendeki öncelikli karşılığı, bitanecik kızımın doğum günü olmasıdır. O, bu blogda daha çok “ÖSS bebesi” olarak yer aldı. Bir günlüğüne de “doğum günü bebesi” oluversin, artık… <em>(Aramızdaki anlaşma gereği, kendisini,  beş yaşından sonraki haliyle Elifin Günlüğü’ne konu etmem yasak:) Özel hayat diye “bişi” varmış. Olsun… Ben doğduğu andan başlayarak adına tuttuğumuz defterleri karıştımayı da çok seviyorum.)<span id="more-2402"></span></em>Minicikken de şimdiki gibi incecikti. Demek ki kızdırmak istemişim:</p>
<blockquote><p>“-Sen çirozsun, Pınar palamut.<br />
-Palamut yenir mi?<br />
-Evet yenir. Çiroz, sıska, kuru; ipe asılıyor. Palamut, tombiş, güzel yeniyor.<br />
-Demek sen beni ipe asacaksın. Pınar’ı yiyeceksin.”</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Hadi bakalım; bu çıkarımla, <strong>a</strong>(dana), <strong>b</strong>(olu), <strong>c</strong>(eyhan), <strong>d</strong>(enizli), <strong>e</strong>(dirne) seçeneklerinden geçerek, Ankara’da düşünü kurduğun üniversiteye doğru yol aldığın, uzuuuuun, sağlıklı, dopdolu bir hayat, sana&#8230; :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/iyi-ki-dogdun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sanal ama gerçek…</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/sanal-ama-gerek/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/sanal-ama-gerek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 06:57:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[> "Code is poetry"]]></category>
		<category><![CDATA[> "Sevgili günlük"]]></category>
		<category><![CDATA[Derkenar...]]></category>
		<category><![CDATA[Blog Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Arıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endeş]]></category>
		<category><![CDATA[fikir atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneşin Tam İçinde]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Sunipeyk]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Kılınç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/sanal-ama-gerek/</guid>
		<description><![CDATA[Geçen yıl Blog Ödülleri için Ankara’dan kalkıp Fenerbahçe Parkı’ndaki etkinlik salonuna gittiğimde tanıdığım kimse yoktu. Çıktığımda, kendimi tanıttığım tek kişi de Burak Arıkan’dı; çünkü, sunumunu çok beğenmiştim ve konuşmak istemiştim. Derviş edalı “eyvallah”ını ve alçak gönüllü halini unutmuyorum. Bir de hemen önümde oturan Yakuter’le Hasan Yalçın bana tanıdıktı; elbette, ben onlara değil:)Salonda hazırlıklar vardı, Eray [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Geçen yıl Blog Ödülleri için Ankara’dan kalkıp Fenerbahçe Parkı’ndaki etkinlik salonuna gittiğimde tanıdığım kimse yoktu. Çıktığımda, kendimi tanıttığım tek kişi de <strong>Burak Arıkan</strong>’dı; çünkü, sunumunu çok beğenmiştim ve konuşmak istemiştim. Derviş edalı “<em>eyvallah</em>”ını ve alçak gönüllü halini unutmuyorum. Bir de hemen önümde oturan <strong>Yakuter</strong>’le <strong>Hasan Yalçın</strong> bana tanıdıktı; elbette, ben onlara değil:)<span id="more-2306"></span>Salonda hazırlıklar vardı, <strong>Eray Endeş</strong> ve ekibinin organizasyonu ve Slumdog Millionaire’in müziği… Sonra doldu; ödül aşamasında, netten bildiğim birçok isme ödül alanına çağrıldıkça baktım. <strong>Güneşin Tam İçinde</strong>’nin mütevazı <strong>Süleyman Sönmez</strong>’i, <strong>Fikir Atölyesi</strong>’nin sanırım siteye ilişkin beğenimi ilettiğim ve yanıt maili aldığımda nedense şaşırdığım <strong>Tunç Kılınç</strong>’ı <em>(ödül için değil, özel bir armağanı birine vermek için mikrofon başına geçmişti)</em>, Eray Bey’in <em>“Yine adını söylemiyor, o Sunipeyk”</em> mealindeki çağrısıyla <strong>Sunipeyk</strong>…</p>
<p style="text-align: justify;">O gün hepsi benim için birer yazıları okunur internet figüründen ibaretti. Bugün, bir şekilde iletişim kurduğum, “insan”ı hissettiğim, düşüncelerine dokunabildiğim, ne dediklerini merak ettiğim ve izlediğim kişiler, onlar ve daha birçokları…</p>
<p style="text-align: justify;">Teşekkür ederim Sunipeyk, Elifin Günlüğü’ne ilişkin tanıtımınız için… Gerçekten içimden geçen duygunun en yalın ve içten karşılığı “sıfatsız” bir teşekkürdür:) <em>(Sunipeyk&#8217;in yazısı </em><strong><a href="http://www.sunipeyk.com/elifin-gunlugu/" target="_blank">şurada</a></strong><em>&#8230;)</em></p>
<p style="text-align: justify;">Beni yıllar önce “Database” programıyla tanıştıran kardeşime dün dediğim gibi, ben bilgisayarın bilgiyi işleme  olanaklarını çok sevdim. Bir de kazandırdığı güzel düşünce dostluklarını…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/sanal-ama-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>teşekk&#252;r&#8230;</title>
		<link>http://elifingunlugu.net/2010/03/tesekkr/</link>
		<comments>http://elifingunlugu.net/2010/03/tesekkr/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 22:09:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elifin günlüğü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar...]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve kitaplar...]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>
		<category><![CDATA[Hocaefendi'nin Sandukası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://elifingunlugu.net/2010/03/tesekkr/</guid>
		<description><![CDATA[Hocaefendi’nin Sandukası’yla ilgili blog notum için bir mail aldım. Emre Kongar imzalıydı; kısa, anlamlı ve değerli bir maildi. Teşekkür yazmak için bir iki gün bekledim; çünkü, açıkçası inanıp inanmamakta tereddüt ettim.Dün bir yanıt maili gönderdim ve tereddütümü de ilettim. Bugün bir mail daha aldım kendisinden. Gülümsedim, mutlu oldum. Bu da saygımı da içeren alenî teşekkürüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Hocaefendi’nin Sandukası</strong>’yla ilgili blog notum için bir mail aldım. <strong>Emre Kongar</strong> imzalıydı; kısa, anlamlı ve değerli bir maildi. Teşekkür yazmak için bir iki gün bekledim; çünkü, açıkçası inanıp inanmamakta tereddüt ettim.Dün bir yanıt maili gönderdim ve tereddütümü de ilettim. Bugün bir mail daha aldım kendisinden. Gülümsedim, mutlu oldum. Bu da saygımı da içeren alenî teşekkürüm olsun… <span id="more-2278"></span>Ne de olsa,</p>
<p style="text-align: justify;">“<em>Marifet iltifata tabidir/ Müşterisiz meta zayidir.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Şımarıklık yapayım; keşke, o yazının yorum bölümüne düşülmüş bir not olsaydı… <em>(İletişim formu üzerinden gelen mailleri, gönderenlerin kişisel tercihleri olarak algıladığım için, bazen blog açısından çok çok hoşuma gitse de buraya taşıyamıyorum.)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://elifingunlugu.net/2010/03/tesekkr/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
