Mar 6 2010

teşekkür…

Hocaefendi’nin Sandukası’yla ilgili blog notum için bir mail aldım. Emre Kongar imzalıydı; kısa, anlamlı ve değerli bir maildi. Teşekkür yazmak için bir iki gün bekledim; çünkü, açıkçası inanıp inanmamakta tereddüt ettim.Dün bir yanıt maili gönderdim ve tereddütümü de ilettim. Bugün bir mail daha aldım kendisinden. Gülümsedim, mutlu oldum. Bu da saygımı da içeren alenî teşekkürüm olsun… devam


Şub 28 2010

hocaefendi’nin sandukası (emre kongar)

Öğrenciler İhsan Doğramacı’nın öldüğünü söylediklerinde, “Bilkent’in kurucusuymuş.” dediler. Ben İhsan Doğramacı adını duyduğumda, YÖK’ün kurucusuydu. Ne çok tepki vardı etrafında…

YÖK’le birlikte, değişik nedenlerle üniversiteden ayrılan ya da uzaklaştırılan öğretim üyeleri arasında Emre Kongar da vardı. devam


Şub 26 2010

sishyphos efsanesi…

Yok, Sishyphos efsanesi/söyleni üzerine bir yazı değil bu; bende Sishyphos efsanesiyle özdeşleşmiş bir kitaplık ve kitap okuma dönemi ile ilgili…

Babamın iyi bir kütüphanesi vardı; bütün klasikleri bu kitaplıkla tanıdım ve okudum. Lise bitti. Üniversite öğrencisiyken başka birinin/bir ağabeyin/edebiyat öğretmeninin/babamın arkadaşının kitaplığıyla tanıştım. devam


Şub 19 2010

bir “narrative poem” hikâyesi

“Çünkü, yarım kalan bir hikâyeden daha çok kanayan hiçbir şey yoktur.”(Muz Sesleri)

Şimdiki okulumda ilk ders dağılımlarından payıma düşen alanlardan biri, Divan Edebiyatı’ydı. Alan bilgisinde sorun yoktu ama ilk kaygım bir tümcede dile gelmişti:

“İyi de şimdi benim hikâyelere ihtiyacım var.”

devam


Şub 18 2010

muz sesleri (ece temelkuran)

“Çünkü Allah’ın belası Beyrut’ta sadece muz seslerinin duyulduğu bir gün istiyorum. Birine söz verebilmek istiyorum. Kendime söz verebilmek istiyorum. Çünkü… İçinde yuvarlanıp gittiğimiz bu gürültü bitsin ve duralım istiyorum.”

Ece Temelkuran’ı birkaç programda Muz Sesleri üzerine konuşurken dinledim. Tanıttığı kitaptan emindi; ama bulunduğu konumdan fazlasıyla rahatsız gibiydi. TRT’de Göz Önünde programına konuk olduğunda, kısaca şöyle özetledi: devam