Mar 18 2010

“anafartalar kumandanı mustafa kemal ile mülâkat”

“Bütün Fransız mecmua ve gazeteleri, Çanakkale’de döğüşmüş zabitlerin, kumandanların, oraya uğramış muharrirlerin ve gazetecilerin hatıralarını, makalelerini yazdılar. Halbuki şimdiye kadar biz henüz bir şey yapamadık.”(Ruşen Eşref)

Türk Edebiyatı’nı röportaj türüyle tanıştıran Ruşen Eşref Ünaydın, Türk kamuoyunu da Mustafa Kemal’le tanıştırmıştır. Çanakkale Savaşı dolayısıyla Mustafa Kemal’le görüşmüştür. Bu da bir ilktir; çünkü Mustafa Kemal’le yapılmış ilk röportajdır. Çanakkale’de sürdürülen mücadelenin basında hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünen yazar, bu röportajla kamuoyunda bir bilinç oluşturmayı hedeflemiştir. devam


Mar 17 2010

duygunun sözcükleri

Ece Temelkuran’ın Muz Sesleri’nde insanlık hallerinin dildeki yansımalarına güzel örnekler vardı. Bir durumun ifadesinde, dilden seçilen ögelerin tesadüf olmadığını kavratmaya dönük bir ders için, kitaptan kullanacağım örneklerden biri “yılan” üzerinden bir duygu durumunu anlatıyor. Mesela, huzursuz, tedirgin, bir an önce bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyen ve karşısındaki kişinin tavrından hazzetmeyen birinin duygu durumu “yılan” metaforuyla verilmek istense… devam


Mar 14 2010

yazmasam….

Ara Güler’in ünlü Sait Faik fotoğrafını Google’da ararken yazmayı kafama koymuştum. “Haritada Bir Nokta” öyküsünde geçen bir tümcenin net ortamındaki bilgi kirliliğinden nasıl nasiplendiğini fark etmiştim çünkü… Sahi, Sait Faik, yazmasa ne oluyordu?

Sait Faik

 

devam


Mar 6 2010

teşekkür…

Hocaefendi’nin Sandukası’yla ilgili blog notum için bir mail aldım. Emre Kongar imzalıydı; kısa, anlamlı ve değerli bir maildi. Teşekkür yazmak için bir iki gün bekledim; çünkü, açıkçası inanıp inanmamakta tereddüt ettim.Dün bir yanıt maili gönderdim ve tereddütümü de ilettim. Bugün bir mail daha aldım kendisinden. Gülümsedim, mutlu oldum. Bu da saygımı da içeren alenî teşekkürüm olsun… devam


Şub 28 2010

hocaefendi’nin sandukası (emre kongar)

Öğrenciler İhsan Doğramacı’nın öldüğünü söylediklerinde, “Bilkent’in kurucusuymuş.” dediler. Ben İhsan Doğramacı adını duyduğumda, YÖK’ün kurucusuydu. Ne çok tepki vardı etrafında…

YÖK’le birlikte, değişik nedenlerle üniversiteden ayrılan ya da uzaklaştırılan öğretim üyeleri arasında Emre Kongar da vardı. devam


Şub 26 2010

sishyphos efsanesi…

Yok, Sishyphos efsanesi/söyleni üzerine bir yazı değil bu; bende Sishyphos efsanesiyle özdeşleşmiş bir kitaplık ve kitap okuma dönemi ile ilgili…

Babamın iyi bir kütüphanesi vardı; bütün klasikleri bu kitaplıkla tanıdım ve okudum. Lise bitti. Üniversite öğrencisiyken başka birinin/bir ağabeyin/edebiyat öğretmeninin/babamın arkadaşının kitaplığıyla tanıştım. devam