Mar 17 2010

sessizlik…

“Sonra ben onun sessizliğini dinlemeyi öğrendim. Sessizliğiyle konuşmayı öğrendim.”

Tutanak notlarını tamamlamaya çalışırken, televizyondan kulağıma çalınan iki tümce… Yaprak Dökümü dizisinden… Ne güzel! Keşke susuşlardaki erdem fark edilebilse… Susuşların içinde saklı sözcüklerin derinliği keşfedilebilse… Ya da… Keşke… Öyle işte:)

Antakya’daki arkadaşlardan biri bu satırları okusaydı aynen şöyle derdi:

 “Yine sayfaları çevirdin; kimbilir kaç sayfa atladın.”

Not: Bu arada, o zamanlar ve hâlâ neredeyse hiç sayfa atlamadan konuştuğum tek arkadaşıma kitap için teşekkürler… Antakya’ya selam…


Mar 17 2010

duygunun sözcükleri

Ece Temelkuran’ın Muz Sesleri’nde insanlık hallerinin dildeki yansımalarına güzel örnekler vardı. Bir durumun ifadesinde, dilden seçilen ögelerin tesadüf olmadığını kavratmaya dönük bir ders için, kitaptan kullanacağım örneklerden biri “yılan” üzerinden bir duygu durumunu anlatıyor. Mesela, huzursuz, tedirgin, bir an önce bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyen ve karşısındaki kişinin tavrından hazzetmeyen birinin duygu durumu “yılan” metaforuyla verilmek istense… devam


Mar 14 2010

zamana düşülen kayıtlardan biri…

“Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı”(Ahmet Telli)

Ekranda, Huysuz Virjin belgeseli (“Tek Başına”, Habertürk)… Okulun gazetesi için “günce”leri tararken kulağıma bir sözü çalındı ve tabii, günce, gazete, zaman kavramları bir anda yok oldu… Çünkü, Huysuz Virjin, çocukluğunun, Trabzon’da Yenicuma Mahallesi’nde taşlıklı güzel bir evde geçtiğini söyledi. Epeyce bir yaş farkı olmasaydı, çocukluk arkadaşlarım arasında o da var mıydı diye düşünürdüm… :) devam


Mar 13 2010

yapı kredi’nin doğum günü sürprizi

Yok, mail kutularının bildik özel günlere özgü bildik kalıplarının doğum günü seçkisi olmayacak bu…

Yapı Kredi Bankası’nın doğum günü kartlarındaki dilekler bildik; ama, düzenlemesi güzel…Teşekkürüm de bu maili tuşlayan parmaklara olsun; yoksa o da mı otomatiğe bağlı ve  dilekler binlerce insana gönderilenler kadar mı özel? :) Olsun… Sözü özelleştirmeyi başaracak olan da muhatabıdır sonuçta… devam


Mar 12 2010

hayatın naif yüzü

“Meclis-i erbâb-ı dil bir lahza sensiz olmasın
Hürmetin inkâr eden alemde hürmet bulmasın”(Nef’î)

Yaşta yol aldıkça bazı sevinçler anlamını yitiriyor sanıyorsunuz; ama ille de “var böyle bir sevinç” vurgusu yapan bir beyit, bir kart, bir kitap vs. telefonda ulaşan bir ses, hatta yepyeni bir telefonla karşınıza çıkılınca, tüm yaşlarınız geriye gidebiliyor… devam


Mar 12 2010

çentik…

“Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.” (Can Yücel)

Eh, yeni yaşın eşiğinde, unutmamalı o zaman…