Oca 31 2010

“bana bir hikâye anlat!”

Tekinsiz (Chuck Palahniuk)’i farklı metin gelenekleriyle birlikte okumak ve değerlendirmek de mümkün… Palahniuk, roman içinde göndermeleri yapmış üstelik: Dracula, Frankestein, Adem ile Havva. Benim ilk aklıma gelense, Boccacio’nun Dekameron’u oldu. devam


Oca 29 2010

tekinsiz (chuck palahniuk)

“Herkesin dünya dediği şey, bütün ruhların uğramak zorunda olduğu bir işleme istasyonuydu. Islah sürecinde bir adımdı. Ham petrolü, benzin veya gaza çeviren ayrım kulesi gibiydi.” (Tekinsiz)

Chuck Palahniuk, Dövüş Kulübü’yle sarstığı beyinleri, Tekinsiz ve diğer romanlarıyla rahat bırakmamaya kararlı görünüyor. Funda Uncu’nun çevirisiyle okudum. Yer yer midemin kalktığını hissettim. Bedenin kalp ve beyin terimleri, belli ki, tüm anlatılacaklara kafa yorsun diye,  tamamen okura bırakılmış; kitaba, bağırsaklardan başlayarak belden aşağı ne varsa yerleştirilmiş. devam


Oca 28 2010

ortaya karışık…

“Hayır, içimizden biri yepyeni bir Frankestein veya Dracula yumurtlamadığı sürece, hikâyemizin satılacak kadar değerli olması için çok daha dramatik bir hâl alması gerekiyor. Bunlar sona ermeden önce, her şeyin çok, çok daha beter olması gerekiyor.” (Tekinsiz)

Tatilin birkaç günü çoktan geçti bile… İçine, dişe dokunur olmak üzere, bir pasaport süresini uzatma hikayesi, proje blogu için tasarımlara bakma faslı, kendi blogumun tatili beklediğim tema değişikliği, bir film ve bir kitap sığdı, o kadar…

devam