Tem
23
2009
Zuhal Olcay, sadece dinlemenin yetmediği, zamanlı bir iş yaparken bile, bırakıp izleyerek dinlemek istediğim nadir oyunculardan… Bugün de öyle yaptım. “Aramızda Kalmasın”da konuk olarak görünce, kahvemi alıp ekran karşısına geçiverdim. Geçmişte uzaklığıyla insanı çeken ama belli bir yaştan sonra, içindeki haylaz, muzip yanı öne çıkarmaya çalışan kimliklerden biri o da… Başka türlü kolbastıyı zor oynardı :)Üstelik Zuhal Olcay’ın adına ve yüzüne yapışmış bir hüznü de var ki ne yapsa gideremeyecek… Belki o nedenle, yeni yansımasına inat, hep arkasındaki bildiğim kişiliği yakalamaya çalışıyorum, izlerken.

devam
Tem
16
2009
Salon tıka basa doluydu ve Buz Devri-3’ün izleyici istatistiğinde en düşük oran çocuklara aitti. Ben dahil herkes, içindeki çocuğu sinemaya götürmüştü anlaşılan.
Meşe palamutunun ardından –hayır, fındığın ardından koşan kimse yok; çünkü ortada fındık yok-koşturup duran sincapla, iyimserlikte Pollyanna’yı fersah fersah aşmış Sid’e bayılıyorum. Sid’in dinozor yumurtalarına “anne”, mamutların bebişi Şeftali’ye “amca” olma isteğini içindeki cinsiyet karmaşasına mı bağlamalı bilemedim:)Kadın erkek ilişkilerine ince dokundurmalar da hoştu. Sincabın, pek şuh hemcinsiyle yaşadığı aşkın sıradanlık aşamasında, tekrar ezelî ve ebedî aşkı olarak palamutuna dönme sahnesi şimdi bile gülümsetti… devam
Tem
12
2009

“Her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına…” ithaf edilmiş filmde, o çocuklardan birini A.Onur Saylak oynamış. Senaryoyu Özcan Alper yazmış ve filme çekmiş.
devam