Eyl 24 2011

az (hakan günday)

… yahut Derdâ ve Derda; yahut otuz iki tekmili birden cinsellik, cinayet, şiddet, sadizm, mazoşizm, yeraltının karanlık adamları, tarikat, “karanlık” pub’larda yaşananlar, uyuşturucu, çocuk pornosu, İngiliz gizli servisi… Neredeyse, Tekinsiz’den tekinsiz çıkan bir kitap:) devam


Tem 30 2011

beyaz geceler-1

Devamı uzun bir otobüs yolculuğuna iyi gelir düşüncesiyle önden okumaya başladığım Petersburg (Andrey Beliy) romanının giriş bilgileri, nasılsa yolculuğa daha var diye araya, Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’ini aldırdı. Giriş bilgilerinde, her iki kitabın yazarının Petersburg’u anlatımındaki farklılıklar vardı. E, nitelik gibi nicelik de karşılaştırma dışı tutulmalı :) Beyaz Geceler, klasik Varlık kitapları boyutunda 80 sayfa iken, Petersburg 765 sayfa. İlki naif bir aşk hikayesini, diğeri 1905 Rus devrimi sürecinin kaotik ortamını anlatıyor. devam


Tem 26 2011

hiçbiryer’e dönüş (oya baydar)

İtalya’da sadece bir akşam kitap okuma fırsatı buldum; ama gidiş ve dönüşte, havaalanında beklerken yahut uçakta bir romanı bitirmeyi başardım: Hiçbiryer’e Dönüş. Aklımda Dante’nin İlahi Komedya’sıyla bir yolculuk yapma düşüncesi vardı. Oya Baydar’ın yazdığı Hiçbiryer’e Dönüş’ün İtalya’nın 2011 Akdeniz Kültürü Ödülü’ne değer görüldüğünü bir kitap dergisinde okuyunca, tercihimi değiştirdim.

devam


Nis 16 2011

serenad ve “fransız kalmak”

Zülfü Livaneli’nin Serenad’ı okul yolunda ve hastane koridorunda neredeyse tamamlamak üzere olduğum, öneren arkadaşlarımın söylediği üzere “su gibi okunan bir roman”…

Başbakanın Strazburg’daki konuşmasında bir Fransız parlamentere dönük olarak söylediği “Türkiye’ye Fransız!” sözünün üzerine, o parlamenterin gazetelere yansıyan geçmişine dönük hikayesinden bir Kadıköy, Ermeni kimliği ve “tehcir” kavramı çıkınca, Serenad’dan bazı satırları hatırladım. Livaneli’nin romanı sonra yayınlansaydı, durumdan ilham almış derdim.

devam


Eyl 22 2009

karanlık çökerken neredeydiniz (mario levi)

Bir kenti sahiplenme… Bir ülkenin yurttaşı olabilme ve aidiyet… Geçmişe, lise çağlarının en riyasız arkadaşlık ilişkilerine dönerek, “yarın” için bir grup hayatı yeniden bir araya getirme… Bir oyunu yeniden oynama…

Mario Levi, Karanlık Çökerken Neredeydiniz? romanında, tüm bunları birbiri içinde eriterek anlatmış. Dili de içeriği de yoğun bir roman. Öyle akıp gitmiyor sayfalar ama dil engel olduğundan değil; tam tersine, dil çektiğinden, kısa vurucu tahlillerde öylece kalıverildiğinden…

inci

devam


Eyl 15 2009

üslûb-ı beyân…

Mario Levi’nin Karanlık Çökerken Neredeydiniz romanının ilk bölümü, bir topluma ve bir kente ait olma duygusunu değişik yönleriyle ve ince ince işleyen dikkate değer bir metin içeriyor. İzak, hem kendi penceresinden, hem öteki pencereden görünenleri, bağırmadan, usul usul okurun beynine akan yalın tümcelerle anlatıyor; azınlıktan bir vatandaşın ait olduğu topluma karşı aidiyet duygusunun düzeyi ve toplumun o vatandaşı ne kadar kendine ait saydığı gibi ince, derin meseleler bunlar…

Benim daha romanın başlarındayken günlüğüme taşımak istediğim ayrıntı ise, bu sosyolojik durumun dilde kendine bulduğu karşılık…

devam