Şub
19
2010
“Çünkü, yarım kalan bir hikâyeden daha çok kanayan hiçbir şey yoktur.”(Muz Sesleri)
Şimdiki okulumda ilk ders dağılımlarından payıma düşen alanlardan biri, Divan Edebiyatı’ydı. Alan bilgisinde sorun yoktu ama ilk kaygım bir tümcede dile gelmişti:
“İyi de şimdi benim hikâyelere ihtiyacım var.”
devam
HAYRiYE TOPCUOGLU| Şubat 19th, 2010,Cuma at 20:13
Yorum yok | kavram: Edebiyat dil ve kitap notları, mesnevi | kategori: Edebiyat, dil ve kitap notları
Tem
10
2009
Nazan Bekiroğlu’nun Lâ kitabı üzerine mi yazmalı mı; Trabzon günlerinin hatırasına, Nazan Hanım’ın Lâ arayışını mı anlatmalı? Bilemedim.
Lâ: Olumsuzluk eki. Başkaldırı serbestîsi. Ama değil mi ki Tevhid kelimesi de Lâ ile başlar: Lâ ilâhe Bilinçli kabul kelimesi onun ardından gelir: İllallah.
Lâ, Adem ile Havva’nın yani insanın öyküsü… Filbahri ağacının gölgesindeki Adem, görkemli dumansız ateş “büyük ayartıcı”, Cennet, Havva, yasak meyve, yeryüzü, Serendip Yolu, kızıl yeleli at, Kabil ve Habil… İlgiyle ve merakla okudum. “Adem’in hikâyesini hatırlayan herkes, her şey kendi başından geçmiş gibi olur.”
devam
HAYRiYE TOPCUOGLU| Temmuz 10th, 2009,Cuma at 10:22
4 Yorum | kavram: Edebiyat dil ve kitap notları, mesnevi, roman | kategori: Edebiyat, dil ve kitap notları