Ağu 10 2011

yazları köyde hem de karadeniz’de…

Son gidişim altı yıl önceymiş. Çok keyifli birkaç gün geçirdim. Cep telefonuma bu kadar yoğun fotoğraf makinesi muamelesi yapmamıştım. Çevremdekiler kendimce ilgi çekici bulduğum şeyleri fotoğrafladığımı düşündüler muhtemelen. Değil! Çocukken bir nedenle belleğime yerleşmiş ayrıntılarla karşılaştıkça onları kalıcı kılmayı seçtim sadece.

Günler güneş görmeden geçse de evimizin kapı önü manzarası her daim güzeldi, sis yokken de varken de…

devam


Ağu 27 2009

ve yeşil ve yağmur ve karadeniz

Ve bizim köy… Kardeşimin çektiği fotoğraflar ilk anda bildik Karadeniz görüntülerinden farksız; bol yeşil, yemyeşil, bir parça isli puslu… Benim içinse tüm Karadeniz fotoğraflarından daha özel, daha güzel; çünkü, bizim köyümüzün hatta bizim bahçemizin fotoğrafları ve videosu… Tadımlık: devam


Tem 21 2009

dervişin fikri neyse…

Yağmurlar dolayısıyla haberlerde dönüp duran Karadeniz görüntüleri yetiyordu. Üstüne, Kırmızı Baykuş’un güzelim Karadeniz yazısı ve fotoğrafları da eklenince kıskandım. E, ne var yani, ben de gördüm oraları :) Özlemişim de üstelik…Gidip albümde fotoğraflarımıza baktım; ama mühür niyetine, hepsinin ortasına kendimizi yerleştirdiğimizden şöyle sade bir fotoğraf bulamadım. Nihayet, Çamlıhemşin yolunda, bir taş köprünün tepesinde, yağmur yağdı yağacak bir günde… :)


Tem 20 2009

taş konak ve bir apartman dairesi

Özgürlük noktasından bakınca, ev ve araba arasında tercihim her zaman evdir. Sanki eşyanızı içine atıp, kapısını kilitleyince, kendinize gidip dünyanın bir ucunda yeni bir yaşam kurabilirsiniz gibi…

Sen asıl halini görseydin…” Ben gördüm asıl halini; hatta “merhaba dünya” çığlığını ilk orada atmamış mıyım, hem de “en büyük odası”nda? O en büyük oda, konağın da en güzel odasıymış aynı zamanda. Önü açık, aydınlık; karşı köyler görünüyor, biri anneannemin.  Benim bilmem kaç yaz, amca-dayı çocuklarıyla oyunlar oynadığım yaşta, konağın konaklığı kalmamıştı elbette; hayvanların yem deposuydu. Sağlam kalan odalar da çocukların oyun alanı… Biraz mimariden anlasam, bir Karadeniz konağı diye uzun uzun yazabilmek isterdim ama hem anlamayıp hem de ikinci el anlatımla, yüzüme gözüme bulaştırmaya da gerek yok herhalde. “Hadi bana anlatın.” Birbirlerinin ağzından söz çalarak ve o günlere dönerek anlatıyorlar, bu bol odalı, odaları iç banyolu, iki kaynanalı, bir gelinli taş konağı… Çocukken hep duyduğum “ena” ve “ece”yi soruyorum.

devam


Tem 12 2009

sonbahar

Her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına…” ithaf edilmiş filmde, o çocuklardan birini A.Onur Saylak oynamış. Senaryoyu Özcan Alper yazmış ve filme çekmiş.

devam