Nis 4 2010

en minicik arkadaşım için…

“Kalbin dilinde olacağına, dilin kalbinde olsun.”

Bu, galiba bir Cezayir atasözüydü. Sevdiğim bir sözdür de… Duyguya yenik düşüp sözcüklere tüm bir hayatı sermek mümkün… Ama ben şimdi, minicik kanaryacık üzerinden bir iki şey yazıp kendi “katharsis”imi yaşayıp güne dönmek niyetindeyim.

devam


Nis 3 2010

ona finarfin diyelim mi?

“Sevinçli olduğunuz zamanlarda gözlerinizi yüreğinizin derinliklerine çevirirseniz, size sevinç veren şey uğruna bir zamanlar nice kederlenmiş olduğunuzu görürsünüz. Kederli olduğunuz zamanlarda da yine yüreğinizin derinliklerine bakın, o zaman gerçekte, bir zamanlar sizi mutlu kılmış olan şeye ağlamakta olduğunuzu görürsünüz.”(Halil Cibran)

Diğer hafta sonlarından farksızdı; farklı oldu, bugün… Bilgisayarın tepesinde, çalışma notlarımın üstünde, omzumda, çenemin altında dolandı durdu, uzun ötüşlerini esirgemedi… Bildikti işte… Sonra yerde kıpırdamadan durduğunu gördüm, ayağını incitti sandım… Kaldırdım; elimdeki sadece minicik ölü bir bedendi…

devam


Mar 21 2010

minik mutluluklar…

Minik kanarya bilgisayar tepesinde…önünde… tuşlar arasında… Bu kez mini minnacık bilgisayarımsı bilgisayarı keşfetmekle meşgul… (Onu çok fena alıştırdım, bilgisayardan kuş sesleri dinleye dinleye kafasında bilgisayar=kuş denkliği oluştu galiba:))  devam