Ağu 2 2010

thyke (okuma grubu)

Dün ThykeAnkara’dan bir mail aldım. Gruplarına katılabileceğim belirtilmişti. İlgimi çekti. Sitenin etkinliklerine ve grup üyelerinin seçtiği kitaplara baktım. İçinde “okumak” var ya, bu bile yeterli aslında… Kitaplara dair bir çabaya ad olarak seçilen “thyke”nin Latincede karşılığı olan  “umulmayan büyük başarı”nın umulur, beklenir ve gerçekleşir olması istenir elbette…

En çok da sitelerde genelde yer alan “sık sorulan sorular” bölümündeki dili ve aşağıya aldığım satırları sevdim:

Biz- Bence de. Neyse devam edelim. Bana en son okuduğunuz kitabı söyleyebilir misiniz?

Siz-Hımmmm. En son olmasa da en sevdiğim olsa.

Biz-Farketmez.Umarım benim okuduğum bir kitap olur?

Siz-Dante – İlahi komedya – hem de üçü birden cennet/cehennem/araf

 

Biz-Çok acımasızsınız. Peki öyle olsun. Bir ay boyunca yemeden içmeden Dante’nin İlahi komedyasını okuduk, bitirdik bir araya geldik diyelim. Ben bu eserden ben bir mühendis olarak anladıklarımı ya da anlayamadıklarımı size anlattım. Bir sanat tarihçisi olarak siz elbette benim sadece şiirsel manada bir takım şeyleri algılayabildiğimi; bunun dışında eserin bütünlüğünü bir türlü kavrayamadığımı hemen farkettiniz diyelim. Konulara yaklaşımımı çok sığ buldunuz. Ve bu kitabı “anlayamayan ben” ile tartışmanın büyük bir zaman kaybı olduğunu düşünmeye başladınız. Hatta o gün o saatte oraya geldiğinize bile pişman oldunuz diyelim. Ama ben lafın arasında şöyle bir dip not düştüm. “Yıllar yıllar evvel Rodin’in bir sergisine gitmiştim. Hatta Türkiye’ye gelen tek sergisiydi. Orada Rodin’in tamamladığı yegane eserlerden biri olan bir kapı vardı. Adı Araf kapısıydı….” dedim diyelim. Sanata olan acemice ilgimi takdir etmenize karşın; kurduğum bu cümleye o kadar çok sinirleniyorsunuz ki? Nasıl olurda bir insanin Rodin’in bu muhtesem eseri hakkında yarım yamalak bir bilgisi varken; çok anlarmış gibi ahkam kestiğine mana veremiyorsunuzr. Ve kendinizi tutamayarak söze giriyorsunuz. ” Bu saate kadar Dante’nin bu eseri için söylediklerinize itiraz etmedim ama. Bu son cümleleriniz müdahale etmemigerektirmektedir.” diyorsunuz gayet kibar fakat kızgın bir şekilde. ve Devam ediyorsunuz ” 1880 yılında Rodin, proje aşamasındaki bir müze için, Dante’nin İlahi komedya’sından sahnelerle bezenecek bir kapı siparişi aldı ve büyük bir coşkuyla, beş metreyi aşkın bir kapının hazırlık çalışmalarına gömüldü. Önce Floransa vaftizhanesindeki Cennetin kapısı’nı andıran bölmeli kanatlar düşündü, ama sonra bölmeleri ortadan kaldırdı. Konu olarak Dante’nin şiirinin Cehennem bölümünü seçti. Çalışırken durmadan küçük heykeller yaratıyor, onları Kapı’daki öbür figürlerin arasına koyuyor, sonra yerlerini değiştiriyor ya da parçalarını başka çalışmalarda kullanmak üzere kırıyordu. Böylece, bir tür doğaçlamayla gelişti yapıt. Bir yandan da onun için tasarlanıp daha sonra bağımsızlığını kazanan Adem, Havva, Düşünen adam ya da Öpüşme gibi birçok ünlü heykelin doğumuna yol açtı. Ne var ki, başka işler Rodin’i Kapı’dan uzaklaştırdı; onu ancak yüzyıl sonunda yeniden ele alabildi ve ilk kez 1900′da sergiledi. Bu arada tüm çıkıntılı parçalarını söktürerek onu büyük ölçüde yalınlaştırmıştı. Bu tarihten sonra Kapı, Rodin’in >ölümüne dek bu “boşaltılmış” halinde kaldı. Bugünkü biçimine de ancak 1917′de, sökülen parçaların Rodin’in isteği doğrultusunda yeniden yerlerine takılmasıyla ulaştı. Rodin’in aldığı ilk büyük sipariş olan ve hiçbir zaman bitiremediği Cehennemin kapısı, onun tüm sanat yaşamının özeti ve bir yazarın ünlü tanımıyla “yaşamının heykelleştirilmiş günlüğü” gibidir.” diyorsunuz. Hepimiz sizi ağzımız açık dinliyoruz. kısa bir sessizlik oluyor ve ben ayağa kalkıp size teşekkür ediyorum. “Beni aydınlattınız”.

Siz- Hımmm.

Biz- İşte “yerine koymak” böyle birşey oluyor. Bir mühendis olarak hiç bir zaman bakamadığım bir açıdan bakıyorum sayenizde; yıllardır aldığınız eğitim küçük detaylarından nasipleniyorum. Yeni birşey öğrenip; yanlış bildiğimin “yerine” doğrusunu “koyuyorum”. Böylece etkileşim başlıyor. Açlığım biraz daha bastırılıyor. Hatta ne bastırması. Kendimi bir ziyafet masasından kalkmış gibi tok ve mutlu hissediyorum. İşte biz bunu yapıyoruz.”

(Grubun sitesi: thyke.com)

Vikipedi’de, “Bankacı Esin Çelebi Özelçi‘nin (38), 6 yıl önce tatilde tanıştığı ABD’li bir turistle sohbeti sonucu doğan Thyke, turistin, boş zamanlarında arkadaşlarıyla birlikte kitap okuma günleri düzenlediklerini öğrenen Özelçi’nin beş arkadaşıyla biraraya gelerek oluşturduğu ve 90 kişiyi aşan örnek bir topluluk haline gelmiş.” bilgisi ve devamı var. Şurada

(İnternetten gelen ve kitaplarda kontrolünü yapamadığım her tür bilgiye karşı mesafemi koruyarak!)


Yorum