Tem 11 2010

büyümenin türkçe tarihi

“Bu kitabın konukları olan on iki yazar, bu kitap için özel olarak yazdıkları denemelerde kendilerini büyüten hikâyeleri, bu hikâyelerle kurdukları kendi büyüme ve kavrama serüvenlerini anlatıyorlar.”(Murathan Mungan)

Bahsi geçen kitabın adı: Büyümenin Türkçe Tarihi… Seçkiyi, Murathan Mungan hazırlamış. İkinci basımı bu ay içinde çıkan kitabı, Deniz Hoca’nın masasındaki değişmez kitaplar arasında gördükçe kendi elimin altındaymış rahatlığında olurdum. Kitapçıda karşıma çıkınca alıverdim.

Kitapla “büyümek”, kitabın içerdiği duyguda “büyümek”, deneyimlemeden, en az hasarla “büyümek”… Mungan’a böyle bir seçkiyi hazırlatan temel düşünce bu gibi… Seçkide, öykülerle büyüyen on iki yazarın denemesi ile bu yazarları büyüten on iki öykü ard arda:

 

-Füsun Akatlı, “Bir Dil Gurbetinde”
                      (Refik Halit Karay, “Eskici”)
-Cemil Kavukçu, “Bir Bahçe”
                       (Sait Faik, “Bir Bahçe”)
-Ayfer Tunç, “Merhamet”
                       (Orhan Kemal, “Çikolata”)
-Fatih Özgüven, “Annenin Yokluğu:Kaşağı”
                       (Ömer Seyfettin, “Kaşağı”)
-Sema Kaygusuz, “Tiksinti”
                       (İlhan Tarus, “Bir Kasabanın Ruhu”)
-Necati Güngör, “Bir Hikâye Okudum”
                      (Sabahattin Ali, “Ayran”)
-Sırma Köksal, “Boğaza Takılan Düğüm…”
                       (Vüs’at O.Bener,“Havva”)
-Hasan Ali Toptaş, “Seni İçime Manzara Yapmışam”
                      (Osman Şahin, “Beyaz Öküz”)
-Selim İleri, “’ ‘Mahalle Kahvesi’ Üzerine”
                       (S.Faik, “Mahalle Kahvesi”)
-Faruk Duman, “Taş Kokusu ya da Bir Hanende Melek Hâtırası”
                        (Sabahattin Ali, “Hânende Melek”)
-Jaklin Çelik, “Kaos ya da Kin”
                       (Cihat Burak, “Kin”)
-Nurdan Gürbilek, “Babalar ve Ustalar”
                       (Oğuz Atay, “Babama Mektup”)

Öyküler arasında benim Türkçede büyüme tarihime denk gelenler hangileridir diye baktım:

“Eskici”nin yanına ben Refik Halit Karay’ın başka bir öyküsünü ekleyeyim kendim için: “Ayşegül”. Füsun Akatlı’nın, “dil gurbeti” diye tam adını koyduğu küçük Hasan’ın öyküsünün yanına, memleketi yaşamanın tadı eklenir Ayşegül’le…

“Çikolata”, değer edindirme hedefiyle lisede seçtiğim ders kitabı dışı metinlerim arasında hep yer alır. Kolejin çocuklarına, içindeki çikolatası yenmiş, belki bir tarafına bir çikolata kırıntısı bulaşmış bir kâğıdı hevesle yalayan çocuğun duygusunu kavratmak ne derece akıl kârıdır bilemem ama yine de çok şey konuşabildiğimiz bir metin olarak severim bu öyküyü.

“Kaşağı” ve birçok Ömer Seyfettin öyküsü elbette beni de büyütmüştür. Hatta, Ömer Seyfettin’in Osmanlı’nın son dönemlerinde Balkan topraklarında gözledikleriyle yazdığı azınlıkların ayaklanmalarına ilişkin öykülerinden oluşan bir seriyi, çocukken hızla bitirip babamın gözlerinin içine bakıp yenilerini beklediğimi biliyorum. (Çocukluktan hiç unutmadığım bir masal kitabını da bunlardan bağımsız ekleyeyim: Allah Rahatlık Versin… Babam görev yaptığı okulun kitaplığından getirmişti… İlk masal kültürüm… O etkiyle, ben de kızıma, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Her Güne Bir Masal kitabını almıştım.) 

“Havva”yı bu yıl Türkçeyi Hissediyorum çalışmamızda kullandık, Deniz Hoca’nın önerisiyle. O da diğerleri gibi hüzünlü bir öykü… Sahi, hüzün daha çok büyütüyor ve olgunlaştırıyor demek ki…

İlle de “Hânende Melek”. Kırmızı Baykuş’a bıraktığım yorumlar arasında var. Şurada…

Bu birkaç gün, Büyümenin Türkçe Tarihi içinde kaybolurum…

(Not: Geçen haftanın üzücü haberleri arasında Füsun Akatlı’nın ölümü de vardı.)


2 Yorum “büyümenin türkçe tarihi”

  • Nurcan Örtügen Gök dedi:

    Üzücü haberler :( Keyifler yerindedir umarım şimdilerde.

  • remziye KUYUMCU dedi:

    Birileri empati yapmış. ”Vav haliyle doğar” demiş, Elif için. “Elif olarak da ölürmüş.” Elif olarak ölmesi kötü değil ki. ELİF OLARAK DOĞMAMIŞ DENMESİ KÖTÜ.Bence elif elif olarak doğmuş. Elif olduğu için küsenler olmuş. Amma anne ve babası ille de ELİF olacak dediği için ille de Elif olmuş.Elif OLARAK KALABİLMEYİ DE HEDEF ÇİZMİŞ.Vav olarak doğdu diyenler Elife hayran olanlar.Ve ELİF de vav denilerek hayran olunan insan. Ya da İNSAN OLARAK DOĞANIN ELİF yAZARKEN İLK YAZDIĞI HARFİN ARAPÇASI.

Yorum