May 19 2010

dünya benim…

“Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın” (Ataol Behramoğlu)

Üniversitede muhtemelen ilk yıl… Hoca, dersle ilgili birkaç kitap adı vermiş… Bir iki gün sonra itirazlar başlamış… “Kitabı bulamadık… Trabzon’da yok… Burada olan kitaplardan alsak?”. O zaman, hocanın söylediği sözü hiç unutmadım:

 “Ne kadar olmak istediğinize karar verin, Trabzon kadar mı, İstanbul kadar mı?”

Reklam dilinin doğası gereği kışkırtıcılığından hazzetmiyorum ama yukarıdaki nedenle Maximiles reklamlarının büyüsüne hep gönüllü kanıyorum:

“Dünya sizin, onu iyi kullanın.”

Yine yukarıdaki nedenle, geçen yıl bloga sonunu aşağıdaki gibi bağladığım şöyle bir not düşmüşüm:

“Öğrencilere yaşamı taşımak için taaa ortasında olmak lazım..Yaşadığın kent kadar değil, ülke kadar değil, dünya kadar olmak lazım..”

Şimdi ben de adım atayım bakalım, benim olan dünyanın Edirne’den ötesinde neler var? :)


2 Yorum “dünya benim…”

  • zeze dedi:

    Trabzon’da öğrenci olduğum için daha fazla dikkatimi çekti paylaştığınız. Buraya ilk geldiğim zamanlarda hayıflanıyordum aradığım dergi ve kitaplar kolay bulunmuyor diye. Sonra anladım ki bulunduğunuz yer önemli değil ulaşmak istenen şeye duyulan aşk önemli. Bir bataklıktan çok dinginliğin şehri haline getirdiğim Trabzon istanbuldan çok daha fazlası oluyor ben istediğimde. :) :)

  • elifin günlüğü dedi:

    Attila İlhan, Anadolu’dan kendisine mektup yazan genç bir öğretmenin yazdıklarını okumuştu bir programda. Öğretmen, taşradan yakınıyordu; bulunduğu kentin kendisini körelttiğinden falan… Attila İlhan o mektuba bir tümceyle yanıt vermişti: “Sen orası için ne yapıyorsun?” İstediğiniz şeye ulaşmak için sahiden adım atmak gerekiyormuş. Trabzon’a selamlar…

Yorum