hayatın naif yüzü
“Meclis-i erbâb-ı dil bir lahza sensiz olmasın
Hürmetin inkâr eden alemde hürmet bulmasın”(Nef’î)
Yaşta yol aldıkça bazı sevinçler anlamını yitiriyor sanıyorsunuz; ama ille de “var böyle bir sevinç” vurgusu yapan bir beyit, bir kart, bir kitap vs. telefonda ulaşan bir ses, hatta yepyeni bir telefonla karşınıza çıkılınca, tüm yaşlarınız geriye gidebiliyor…

Yazın balonla Ürgüp semalarında dolaştığımız, bu öğretim yılında da ortak bir projenin heyecanını paylaştığımız iki arkadaşım bir kart hazırlamış bana. “Bunu tarayıp blog’a alırım” dedim, izin verdiler:) Sayfalardan birini içinde “blog” geçtiği için seçtim. Elifin Günlüğü’nü severek okuduklarını biliyorum ama iki çarpı da az değil mi? :) Teşekkürüm en içteninden olsun…. (Sorulu sayfayı ayrı bir blog girdisi olarak yazıp yanıtlayacağım, söz…)
Bir sayfa daha seçip bırakayım; çünkü, hepsi birden şımarıklık göstergesi sayılabilecek kadar güzel… Zümrenin nescafe’ci ve sınıf dışında en sessiz öğretmeni sıfatıyla payıma düşendir:
Aynı yıl, aynı süreçten geçerek göreve başladığımız ve “bu da geçer yahu” ortak duygusunda buluştuğumuz ehl-i gönül arkadaşımın Nef’î’den seçtiği beyit için ne diyebilirim ki… Beyit yukarda söylüyor zaten…
Not:Bir büyük olarak kendinize dönük bir doğum günü algısının çok dışında olduğunuz için, yeğenleriniz, “doğum günü pastası yemedik” deyince kendinize geliyorsunuz da geç kalmış oluyorsunuz, ne yazık ki…
Ekranda Beyaz Show ve Beyaz’ın doğum günü pastası… Aynı günün çocuklarıymışız demek ki…
Ve tabii İstiklal Marşı ve 12 Mart Muhtırası…




Mart 15th, 2010 at 21:33
şimdi ne dilesem biraz sönük, biraz klişe, epey de yetersiz kalacak; bu dilekler dualarıma kalsın…ama bazı kitap kadınlarının gerçek hayatta karşılığının da kitap gibi olduğunu varlığınızla bahşettiğiniz için iyi ki doğdunuz güzel hocam:))
Mart 15th, 2010 at 22:47
Şimdi ben de ne desem klişe kaçacak:) İyi ki dileği kalpten dile dökülen öğrencilerim var…