sanal ama gerçek…
Geçen yıl Blog Ödülleri için Ankara’dan kalkıp Fenerbahçe Parkı’ndaki etkinlik salonuna gittiğimde tanıdığım kimse yoktu. Çıktığımda, kendimi tanıttığım tek kişi de Burak Arıkan’dı; çünkü, sunumunu çok beğenmiştim ve konuşmak istemiştim. Derviş edalı “eyvallah”ını ve alçak gönüllü halini unutmuyorum. Bir de hemen önümde oturan Yakuter’le Hasan Yalçın bana tanıdıktı; elbette, ben onlara değil:)Salonda hazırlıklar vardı, Eray Endeş ve ekibinin organizasyonu ve Slumdog Millionaire’in müziği… Sonra doldu; ödül aşamasında, netten bildiğim birçok isme ödül alanına çağrıldıkça baktım. Güneşin Tam İçinde’nin mütevazı Süleyman Sönmez’i, Fikir Atölyesi’nin sanırım siteye ilişkin beğenimi ilettiğim ve yanıt maili aldığımda nedense şaşırdığım Tunç Kılınç’ı (ödül için değil, özel bir armağanı birine vermek için mikrofon başına geçmişti), Eray Bey’in “Yine adını söylemiyor, o Sunipeyk” mealindeki çağrısıyla Sunipeyk…
O gün hepsi benim için birer yazıları okunur internet figüründen ibaretti. Bugün, bir şekilde iletişim kurduğum, “insan”ı hissettiğim, düşüncelerine dokunabildiğim, ne dediklerini merak ettiğim ve izlediğim kişiler, onlar ve daha birçokları…
Teşekkür ederim Sunipeyk, Elifin Günlüğü’ne ilişkin tanıtımınız için… Gerçekten içimden geçen duygunun en yalın ve içten karşılığı “sıfatsız” bir teşekkürdür:) (Sunipeyk’in yazısı şurada…)
Beni yıllar önce “Database” programıyla tanıştıran kardeşime dün dediğim gibi, ben bilgisayarın bilgiyi işleme olanaklarını çok sevdim. Bir de kazandırdığı güzel düşünce dostluklarını…



