penguenlerin “cool” yolculuğu

Dün akşam, TRT1’de İmparatorun Yolculuğu’nu izledik. Daha önce, bir şekilde parça parça görüntülerini bildiğim bir belgesel filmdi. Şiir gibi aktı, gitti. Soğuk rüzgarların, fırtınanın esip savurduğu sahnelerde, minik kanaryaya çevirdik başımızı… Kendimizce takıldık… Kuzey ışıklarının olduğu sahnede, ben yine o ışıkların içinde kayboldum. Bir gün görmeyi çok istiyorum. Filmden sonra, hem fim çekimlerine ilişkin bilgilere (şuradaki bilgiler iyi) hem de Neşeli Ayaklar’a baktık netten…  Ekran taramasında minik ve güzel bir sürprizdi bizim için…


2 Yorum “penguenlerin “cool” yolculuğu”

  • elifin günlüğü dedi:

    Penguenlerden sonra, TRT’de bildiğimiz Buzlar Çözülmeden’e adını borçlu bir belgesel izledim: Buzlar Çözülünce… Uçsuz bucaksız bir “beyaz”ın içinde kaybolan bir araba vardı ve sonra karların gerisinde kalmış insanların içe kapalı yaşamları… Kutuplarda ya da Türkiye’de fark etmiyormuş, dedim kendi kendime, penguen ya da insan olmak da… Zora dayanma sabrı kazandırıyor ya da kaybettiriyormuş…

    EK (4 Şubat 2010)
    Bahçesaray’la ilgili haberde, birinin söylediği: “Bahçesaray, dört ay Van’a, sekiz ay Allah’a bağlıdır.”

  • D. dedi:

    Ben İmparatorun Yolculuğu’nu izlediğimden beri her soğuk havada o yavru penguenleri düşünürüm. Bir de halkanın en dışındaki sıradaki baba penguenleri. Ara ara yer değiştiriyorlardır herhalde ama gene de dış sıradakilerin durumu çok vahim. Bir de ana penguen var ayakta alkışlanması gereken ama soğuk havadan hiç hazetmeyen biri olarak yahu neden kutuplarda hayat var diyesim geliyor.

Yorum