genç osman
“Onu herkes yadırgadı/ oysa güzeldi maksadı/ kanayan bir güldür adı/ cihan şahına kıydılar.”
Bugün Büyük Tiyatro’da Turan Oflazoğlu’nun Genç Osman oyununu izlerken, yine onun Kılıç ve Ney’i geldi aklıma. Osmanlı, saray, padişah, divan, yeniçeriler, valide sultanlar, cariyeler derken benzeşir haliyle… Bendeki eşleştirme daha çok, Genç Osman oyunundaki yeniçerilerin başıbozukluğunun, abartılı bir eğlence ortamıyla sunulduğu sahnelerde oldu. Ama şimdi yazarken, doğru düşünmediğimi fark ediyorum. Kılıç ve Ney’de de böyle çok şen şakrak, eğlenceli bölümler vardı ve işlevi tamamen farklıydı.
Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda izlediğim oyunda, kılıç; askerlerdi, yeniçeri ocağıydı, ocağın her tür görünümüydü. Yeniçeri ocağı ve halkın yaygın olarak benimsediği Bektaşilik, o oyunda gerçek bir halk neşesi gibiydi. Karşısında da –karşısında olmalı mı bilemiyorum ama- devletin tüm vakarını, entellektüel üst düzey birikimi ve III.Selim’in müzik tutkusunu yansıtan ve oyunda “ney”le temsil edilen bir başka atmosfer vardı ki onun da ulaştığı adres Mevlevilik’ti. Hacı Bektaş Veli ve Mevlâna vurgusu Kılıç ve Ney’de belirgindi. O nedenle, 13. yüzyılın bilgilerini aktarırken, aynı yüzyıldan gelen bu iki adı, mutlaka oyunla birlikte anar ve çocuklarla paylaşırım.
Genç Osman oyununda iktidar oyunları var sadece; bunun dışında kültürel bir arka fon yok.. Oflazoğlu’nun Cumhuriyet sonrasına göndermeleri var, yer yer. Halkın ve yeniçerilerin karşı çıkıp dalga geçtiği, sarık yerine külah takma meselesinde aklıma şapka devrimi geldi. Genç padişaha, hocası, yeniliklerin bir çırpıda ve kararlılıkla yapılması gerektiğinin doğru olduğunu söyledi. Ona göre, ağırdan almak, yeniliğin eski olana dönüşmesine ve eski karşısında yenilmesine yol açar. Bir de İslamiyet adına hareket edip, İslama ve halka zarar veren eylemlere yönelik dokundurmalar….
Son gittiğim oyunların hemen tamamı üç saatten aşağı kalmayınca, bu iki saatlik oyun çok kısa geldi.
Oyunun bir yerinde, sipahilerin başı olan adamın maiyetindekilerle birlikte eğlendiği çalgılı sahnenin tam ortasında, etkileşimli bir sahne oluşturup, izleyici koltuklarında, ön sırada oturan adama takılmasını, doğaçlama gibi düşündüm.
Oyuncuların sürekli bağırarak konuşması yer yer rahatsız etti. Kararlı ve güç gösterisi içeren duruş için bağırmak elzem midir bilemiyorum.
Şu satırlar, oyunun tanıtım broşüründen:
“Genç, toy bir devlet adamı söz konusu ama oyun her şeyden önce soyluluğun, dürüstlüğün dramı belki de. Kahramanımız daha dünyayı da, kendini de yeterince tanımamış; toplumunun yaşayışını değiştirmek, halkına yeni bir yön vermek gibi saygıdeğer bir tutkusu var, fakat amacına erdirecek araçların gerçek durumundan habersiz. Örneğin, Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya karşı koruduğu Lehistan düşmanca tavırlar takınınca, genç padişah bütün Avrupa’yı kıskaca alacak bir hareket tasarlıyor, oysa yeniçeri ocağında da, sipahi ocağında da düzenbağı diye bir şey kalmamış ve böyle bir orduyla Lehistan seferine çıkılıyor. Yeniçerilerle sipahilerin densizlikleri, serkeşlikleri yüzünden savaş ortada kalıyor adeta. Hotin Kalesi ise ancak antlaşmayla ele geçirilebiliyor. Seferden döndükten sonra, Anadolu’ya geçip orda yeni bir ordu kurarak iki ocağı da ortadan kaldırmaya niyetleniyor Osman, fakat iki ocağı da karşısına aldığından, Anadolu’ya geçemiyor bile. Derken tahtından da, canından da oluyor. Asilere karşı politik davranamıyor, ama onların şartlarını soylu bir gerekçeyle reddediyor.”
Genç Osman oyunu hakkında tanıtım bilgileri burada.
Arka planda emek verenler: Turan Oflazoğlu (yazar), Şakir Gürzumar (yönetmen), Sertel Çetiner (dekor tasarımı), Gülümser Erigür (giysi tasarımı), Şükrü Kırımoğlu (ışık tasarımı), Can Atilla (müzik), Handan Ergiydiren Özer (koreograf), Murat Gökçer veAsuman Bora (yönetmen yardımcıları)



Mart 1st, 2010 at 20:15
Ben gittim bu oyuna.. Bence her yönüyle muhteşem bir oyundu. Herkese tavsiye…
Nisan 26th, 2010 at 19:24
ben de ankaradayken gittim hayatımda izlediğim en güzel oyundu normalde bu tür konulu oyunları kitapları sevmezdim ama bana tarihi sevdirdi bence yazarımız yanlış düşünüyor
Nisan 26th, 2010 at 20:40
@damla, “yazarımız” derken kastettiğiniz, bu yazının sahibi ise, yorumlarımı Kılıç ve Ney’deki görkemi aramışlığıma verin… Sizde bu oyunun yaptığı etkinin benzerini, bende Kılıç ve Ney yapmıştı… Düşüncenizi paylaştığınız için teşekkürler…
Ocak 1st, 2011 at 01:36
muhteşem bir oyun bence…4 sefer seyrettim ve sezon sonuna doğru 1 defa daha gideceğim…