Tem 6 2009

kapadokya’da bir balon turu

Minik ve rengârenk kuş tüylerinin, çok yavaş ve ritmik hareketlerle alçalarak, yükselerek, sağa sola kayarak havada uçuştuğunu düşünün… Kapadokya’da, Aşk Vadisi’nin üstünde, aynı anda ve farklı yüksekliklerde bir dolu balonun süzülüşü, tam da böyle bir yumuşaklık hissi uyandırıyor. Bütün sevdiğim anlar için kullandığım sözcüğü, şimdi bu görüntü için de kullanacağım. Masal gibi…

kapadokyadabalonturu
(Bu fotoğrafın netliği benim maharetim değil, havadaki süzülüşün yumuşaklığına bağlı tamamen)

Müdürümüz, “Biz, sizlerle çalışmaktan memnunduk.” diye takıldı. Annem kaygılandı, babam sözü yere düşmesin diye sessizliğini korudu. Arkadaşlarımız yarı şaka, yarı ciddi cesaretimizi yokladı. Sonra… Sonra biz balona bindik ve kimse duymadı ama ben içimden, keyifle “yihhuuuu!!!!” dedim.

 Balona hevesli ve her koşulda uçmaya hazır, üç kişi çıktık. Birimiz, hiç parasız dünya turuna çıkabilirdi ve kendini yolda üreteceği işlerle rahatlıkla finanse edebilirdi. Mesela, bir gemi yolculuğunda bir ailenin çocuğuna bakabilirdi, dil bilmesine gerek yoktu :)) Ben, aynı rahatlıkla, ama biraz daha “akıl”(!) sahibi olarak, minimum hesapları yaptıktan sonra, ona eklenebilirdim. Üçüncümüz, “Çılgın bunlar!” diyebilir; dünya turunu garantili koşullar altında yapar ya da akıl sesini kandırır, “yüreğinin götürdüğü yere” doğru yürürdü. Balon keyfi de aynen böyle oldu. Üçüncümüz, benim binmemi bir tür güvence gibi almış. Çünkü, kankasının, rüzgâr elverse, Büyük Okyanus’un göbeğine iniş yapmayı göze alacağından çok emin :) 

Balonun kaç kişi aldığı sorusuna verilen yanıta çok gülmüştük: “Eğer Japon olursa, 20-25 kişi atıyoruz sepete…” Sanki ocağa odun atıyor… Pilotla birlikte 19 kişilik bir istif de bizdik. Sabahın beşinde farklı otellerden alındık, açık büfe(msi) bir mini kahvaltıdan sonra, hazırlanan balona bindik. (Mecaz-ı mürsel örneklerine bunu da ekleyelim ve balonu rahat bırakıp, bölmelendirilmiş sepetine bindiğimizi belirtelim.) Türk Hava Kurumu’nun öğretmen pilotlarından birinin, arada şaka yollu korkutan, sonra güven veren açıklamalarıyla –çünkü çok soru soruyorduk- bir saatlik turumuzu tamamladık. İnişte, şampanya bile patlatıldı. Ardından uçuş sertifikalarımızı aldık ve otellerimize bırakıldık.

Yok, biz, mini bir Ürgüp turu daha attık ve Asmalı Konak’la, altından yol geçen camiyi gördük.

Sabah 8.00′de daha herkes yeni uyanmışken biz otele dönmüştük bile. Mersin’den gelen bir arkadaşım, sonradan, “Sabah gözlerinde müthiş bir pırıltı vardı.” dedi. Eh, “Güzel Atlar Ülkesi”ni, havada ve havasına dokunarak, balonu ateşleyen mekanizma devreye sokulmadığında sessizliği ta iliklerinizde hissederek ve ilkçağ sadeliğinde uzayan bir coğrafyada,  minik beyaz bir tüy hafifliğinde uçarak tanımak böyle bir şey…

 Pahalı bir keyif elbette… Euro üzerinden ücretlendiriliyor…Bu keyfi yaşamamızda ve planlanmasında asıl payı olan ama balona binmeye cesaret edemeyen “korkak”(!) arkadaşımıza içten bir teşekkür :) En azından biz cüzdanımızı fazla yormamış olduk.


2 Yorum “kapadokya’da bir balon turu”

  • Gül A. Çamurdan dedi:

    Hayriye Hocam Nazan tavsiye etti okudum. Ne güzel yazıyosunuz. Kıskandım ben de duygularımı böyle ifade edebilmeyi çok isterdim. Çokkkkkk öpüyorum elinize sağlık.

  • elifin günlüğü dedi:

    Teşekkür ederim:) Hoş bir sürpriz oldu bana…

Yorum