Ağu 31 2010

çiçekler ve kuşlar

Seminer döneminin ilk günü… Okula dair aktaracağım tek şey, çıkışta otobüs beklerken, okulun adının yazılı olduğu kaidenin arkasında tek başına büyümeye azmetmiş ayçiçeğinin dikkatimi çekmiş olmasıdır. Habitatına ne kadar uygundur bilmiyorum. Kendi penceremdeki çiçeklerim gibi nazlattım.

Onu yazmışken, geçen seminer döneminin odamıza konukluğu pek seven ve birbirinden ayrılmayan bir çift güvercinini de ekleyeyim bari… Odadan zor vazgeçtiler.

Hayatın içi ışıtan armağanları… Çiçekler…Kuşlar…Çocuklar… Bu arada, ODTÜ’nün korumsu yollarında yabani atkestanelerinde renk yangınları da başlamış… Okul mevsiminin en güzel günleri…


Ağu 29 2010

yıldızlara basa basa…

Tek Başına belgeselinin Cüneyt Arkın’la ilgili bölümüne denk geldim bugün. Halit Refiğ’in kendi hayatındaki yerini anlatırken, bir sabahı hatırlattı Cüneyt Arkın:

“Bir sabah yağmur yağmış Beyoğlu’na. Ne de güzel yağmış kerata. Sanki yıldızlar yağmış yere.”

Belki sabahlardan bir sabah dersinde de bizim sınıf, şiir bilgisinin alt başlıklarından biri olarak “imge”yi öğreniyordu ve hocanın tahtaya yazdığı, bizim defterlere çektiğimiz dizeler arasında Cemal Süreya’nın “Adam”(1953) şiirinden seçili dizeler de vardı:

“Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi, hatırladı
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı
Adam yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.”


Ağu 25 2010

çoklu blog uygulaması

Web günlüğü sıcaklığı ve yorumsuz bilgi kaynağı oluşturmak arasındaki ikilemi gidermek ve her ikisini birbirinden bağımsız olarak ama aynı çatı altında birbiriyle de ilintili kılabilmek derdindeydim uzun zamandır. WordPress MU’nun, yeni güncellemelerde wordpress paketiyle geldiğini öğrenince, “çoklu blog”u denemek ve hedeflediğim kapıyı açmak istedim.

devam


Ağu 24 2010

tatil biterken…

En tembel ve keyifli yazımdı. Hiç “çalışmadım”; hatta belki de en az okuduğum yazlardan biri oldu. İki nedenle: İlki, geçen bahar ve seminer döneminin olağanüstü iş temposundan kaynaklanan müthiş bir bıkkınlık ve kafa yorgunluğu; ikincisi, içime yeniden hayatı doldurarak bu bıkkınlığı üzerimden atma isteği… LYS bebesine dönük heyecanlar vs. devam


Ağu 22 2010

kızılcahamam kirazlı yayla yolunda…

Bugün Ankara Trekking’le rotamız Kızılcahamam Kirazlı Yaylası’naydı; Kızılcaören’e arabanın yanına geldiğimizde rahat 15km. yürümüş olduğumuzu öğrendim.Diğer iki yürüyüşe göre daha tempoluydu. Yürüyüşün genelde şose yoldan olması ve iniş yolunun da volkanik yapısı dolayısıyla, sürekli sert zeminde yürümek yorucuydu. Toprağın yumuşaklığını ve doğrudan ağaçların arasında yürümenin keyfini aradım. Bir ara, safi kozalak kaplı bir patika alan bile vardı.

devam


Ağu 20 2010

4 milyon 742 bin kadın…

Gazetelerde Türkiye’de okuma yazma oranlarıyla ilgili verilern değerlendirildiği manşetler var. Öğle haberlerinde, NTV’de “Türkiyede Okur Yazarlık” başlığıyla verilen haberin konuğu Gökçe Uysal Kolaşin, TÜİK verilerinden hareketle, genel, bölgesel ve cinsiyet farklılığına göre okuma yazma oranlarımızdaki düşüklük üzerine konuşuyor. Bahçeşehir Üniversitesi Betam (Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) bünyesinde yer alan çalışma verileri şurada. Çarpıcı olduğu düşünülen bir veri de çalışmanın manşetinde: “4 Milyon 742 bin kadın okuma yazma bilmiyor.”

devam