çentik…
“Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.” (Can Yücel)
Eh, yeni yaşın eşiğinde, unutmamalı o zaman…
izi kalan metinler... (.... -11.yyıl) SÖZLÜ EDEBİYAT Destanlar: Yaratılış Destanı (Altay-Yakut); Alp Er Tunga Destanı (Saka); Şu Destanı (Saka); Oğuz Kağan Destanı (Hun); Bozkurt Destanı (Göktürk); Ergenekon Destanı (Göktürk); Türeyiş Destanı (Uygur); Göç Destanı (Uygur)
Geçiş dönemi 11.yyıl Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügatit Türk 12.yyıl Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet Edip Ahmet Yüknekî, Atabetül Hakayık
izi kalan metinler... (1860-1896) Fotoğraf: Ali Sami Aközer (1889) Şiir / 1.Kuşak/ Şinasi (Müntehabât-ı Eş’ar), Namık Kemal (“Hürriyet Kasidesi”), Ziya Paşa(“Terkibi Bend”; Zafernâme; Eş’ar-ı Ziya ), Sadullah Paşa (“19.Asır”) / 2.Kuşak/ Recaizade M. Ekrem (Zemzeme I-III; “Nijad Ekrem”), Abdülhak Hamit Tarhan (Sahra; Makber; Divaneliklerim Yahut Belde) / (Tanzimat çizgisi dışında) Muallim Naci (Ateşpâre), Mehmet Celal (Adada Söylediklerim), Mehmet Eşref, Nigâr Hanım (Efsus I-II)
izi kalan metinler... (1896-1901) Şiir / Tevfik Fikret (Rübab-ı Şikeste), Cenap Şahabettin (“Elhân-ı Şitâ”), Ali Ekrem Bolayır, İsmail Safa (Huz mâ Sefâ), Hüseyin Siret Özsever, Hüseyin Suat Yalçın, Celal Sahir Erozan, Faik Ali Ozansoy, H.Nazım (Ahmet Reşit Rey), Süleyman Nesib [Servet-i Fünûn şairlerinin şiirleri bu dönemde daha çok dergi sayfalarında kalmış...]
izi kalan metinler...(1908-1922) Şiir / (Servet-i Fünûn döneminden gelen) Tevfik Fikret (Tarih-i Kadim; Haluk’un Defteri; Şermin), Süleyman Nazif (Gizli Figanlar), Ali Ekrem Bolayır (Zılâl-ı İlham; Ordunun Defteri), Hüseyin Siret Özsever (Leyâl-i Girîzân), Hüseyin Suat Yalçın (Lâne-i Melâl), İsmail Safa
“Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.” (Can Yücel)
Eh, yeni yaşın eşiğinde, unutmamalı o zaman…
Anatolia Gösteri Merkezi’nde (uzun ya da değişmiş adı, Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi imiş) Çok Güzel Hareketler Bunlar’ı izledik.
Skeçler arasındaki sözlü ve müzikli geçişler, tv’den bilinen yapısıyla sahnede de korunmuş. İki skeçi daha bir ilgiyle izledim: Birinde, “Kontrolsüz teknoloji”nin hayatın kaydını tutup, hayatınızın sonrasını nasıl kaydırabileceğini görüyorsunuz; devam
Antares’te duvarları siyah örtülerle kaplanmış, sadece balmumu heykellerin ışıklandırıldığı karanlıkça bir ortamda, yaklaşık yarım saat süren bir tanıtım eşliğinde… Zaman donmuş gibi ve sanki birazdan akacak; Napolyon, ayaklarını uzattığı yerden doğrulacak; Şeyh Şamil, kitleleri önüne katacak; Lenin, şimdi konuşmaya başlayacak; Elvis Presley, şarkı söyleyecek; Atatürk, eşi Latife Hanım’la yürüyüşe çıkacak; Yunus Emre ile Fuzûlî farklı yüzyıllardan gelip aynı şiir ırmağında yıkanacak….

8 Mart’ın bendeki öncelikli karşılığı, bitanecik kızımın doğum günü olmasıdır. O, bu blogda daha çok “ÖSS bebesi” olarak yer aldı. Bir günlüğüne de “doğum günü bebesi” oluversin, artık… (Aramızdaki anlaşma gereği, kendisini, beş yaşından sonraki haliyle Elifin Günlüğü’ne konu etmem yasak:) Özel hayat diye “bişi” varmış. Olsun… Ben doğduğu andan başlayarak adına tuttuğumuz defterleri karıştımayı da çok seviyorum.) devam
Geçen yıl Blog Ödülleri için Ankara’dan kalkıp Fenerbahçe Parkı’ndaki etkinlik salonuna gittiğimde tanıdığım kimse yoktu. Çıktığımda, kendimi tanıttığım tek kişi de Burak Arıkan’dı; çünkü, sunumunu çok beğenmiştim ve konuşmak istemiştim. Derviş edalı “eyvallah”ını ve alçak gönüllü halini unutmuyorum. Bir de hemen önümde oturan Yakuter’le Hasan Yalçın bana tanıdıktı; elbette, ben onlara değil:) devam