Mar 12 2010

çentik…

“Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.” (Can Yücel)

Eh, yeni yaşın eşiğinde, unutmamalı o zaman…


Mar 12 2010

çok güzel hareketler bunlar (bkm mutfak)

Anatolia Gösteri Merkezi’nde (uzun ya da değişmiş adı, Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi imiş) Çok Güzel Hareketler Bunlar’ı izledik.

Skeçler arasındaki sözlü ve müzikli geçişler, tv’den bilinen yapısıyla sahnede de korunmuş. İki skeçi daha bir ilgiyle izledim: Birinde, “Kontrolsüz teknoloji”nin hayatın kaydını tutup, hayatınızın sonrasını nasıl kaydırabileceğini görüyorsunuz; devam


Mar 8 2010

st.petersburg müzesi balmumu heykel sergisi

Antares’te duvarları siyah örtülerle kaplanmış, sadece balmumu heykellerin ışıklandırıldığı karanlıkça bir ortamda, yaklaşık yarım saat süren bir tanıtım eşliğinde… Zaman donmuş gibi ve sanki birazdan akacak; Napolyon, ayaklarını uzattığı yerden doğrulacak; Şeyh Şamil, kitleleri önüne katacak; Lenin, şimdi konuşmaya başlayacak; Elvis Presley, şarkı söyleyecek; Atatürk, eşi Latife Hanım’la yürüyüşe çıkacak; Yunus Emre ile Fuzûlî farklı yüzyıllardan gelip aynı şiir ırmağında yıkanacak….

st.petersburg balmumu

 

devam


Mar 8 2010

iyi ki doğdu(n)…

8 Mart’ın bendeki öncelikli karşılığı, bitanecik kızımın doğum günü olmasıdır. O, bu blogda daha çok “ÖSS bebesi” olarak yer aldı. Bir günlüğüne de “doğum günü bebesi” oluversin, artık… (Aramızdaki anlaşma gereği, kendisini,  beş yaşından sonraki haliyle Elifin Günlüğü’ne konu etmem yasak:) Özel hayat diye “bişi” varmış. Olsun… Ben doğduğu andan başlayarak adına tuttuğumuz defterleri karıştımayı da çok seviyorum.) devam


Mar 7 2010

sanal ama gerçek…

Geçen yıl Blog Ödülleri için Ankara’dan kalkıp Fenerbahçe Parkı’ndaki etkinlik salonuna gittiğimde tanıdığım kimse yoktu. Çıktığımda, kendimi tanıttığım tek kişi de Burak Arıkan’dı; çünkü, sunumunu çok beğenmiştim ve konuşmak istemiştim. Derviş edalı “eyvallah”ını ve alçak gönüllü halini unutmuyorum. Bir de hemen önümde oturan Yakuter’le Hasan Yalçın bana tanıdıktı; elbette, ben onlara değil:) devam